Ana Sayfa

Yaralı coğrafyaların dili: Altın Portakal'da 'Kökler, Işık ve Kamera' öne çıktı

Giriş: Okuma: ~4 dk Editör: Hazal Tunç
Paylaş
63. Uluslararası Antalya Altın Portakal'da 'Kökler, Işık ve Kamera' bölümü İran, Lübnan, Ukrayna ve Filistin'den yönetmenlerin seslerini ve insan hikâyelerini beyazperdeye taşıdı.

Kökler, Işık ve Kamera: festivalde yeni bir odak noktası:

63. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali, programına bu yıl 'Kökler, Işık ve Kamera' adlı özel bir bölüm ekleyerek savaş, göç ve baskı altındaki coğrafyaların sinemasını görünür kıldı. Bölümde İran, Lübnan, Ukrayna ve Filistin'den gelen uzun ve kısa metraj yapımların ilk gösterimleri Atatürk Kültür Merkezi (AKM) Perge Salonu'nda gerçekleştirildi. Gösterimlerin ardından film ekipleri seyircilerin sorularını yanıtladı ve yapımların ardındaki üretim süreçleri hakkında ayrıntılar paylaşıldı.

Gösterimler ve söyleşiler::

Programda yer alan yapımlar, hem sinematik dil hem de anlatı biçimleri açısından birbirinden farklı yaklaşımlar sunuyor. Uzun metrajların yanı sıra kısa filmler de gösterildi; gösterim sonlarında yönetmenler ve oyuncularla yapılan panellerde yapım koşulları, yaratıcı kararlar ve filmlerin hedeflediği izleyici kitleleri tartışıldı. AKM Perge Salonu, bölüme dair yoğun bir ilgi ve interaktif söyleşilere ev sahipliği yaptı.

Filistin 36: tarihten güncele uzanan anlatı:

Annemaire Yasir'in yönettiği 'Filistin 36' dünya çapında yankı uyandıran yapımlardan biri olarak festivalde yer aldı. Filmin oyuncularından Yasmin El-Masrî gösterimin ardından yaptığı konuşmada, filmin üretim sürecindeki zorlukları ve amaçlarını anlattı. El-Masrî, filmin başlangıçta Filistin'de çekilmesinin planlandığını, ancak Gazze'de yaşananların çekimleri engellediğini söyledi. Prodüksiyonun Ürdün'e taşındığını belirten El-Masrî, ekip olarak işe gitmeyi sürdürdüklerini ve filmin dünya gündemine duyurmak istediği nedeni vurguladıklarını dile getirdi.

El-Masrî, filmin izleyiciye sunduklarının sadece sinematik bir anlatı olmadığını; aynı zamanda tarihten günümüze uzanan insani ve politik bir kayıt olduğunu ifade etti. Konuşmasında, dünyaya yönelik eleştirisini de paylaşarak izleyicinin ne hissettiğini ve düşündüğünü bilmek istediğini ekledi.

İran sinemasından güçlü anlatılar ve kolektif üretim:

Festivale katılan İran yapımları, üretim koşulları ve bağımsızlık tercihleriyle dikkat çekti. Programda gösterilen çeşitli İran filmlerinin ekipleri, yapım süreçlerine dair samimi değerlendirmeler yaptı ve sinemanın kolektif doğasını vurguladı.

'Ne Ses Ne Seda' ve kadınlara saygı duruşu:

İran yapımı 'Ne Ses Ne Seda' festivalde dünya prömiyerini gerçekleştirdi. Yönetmen Yazdan Tebrizîşun filminin gerçek bir hikâyeden esinlendiğini, Haziran 2025'te İran ile İsrail arasında yaşanan çatışmaların etkilerini ve bir torunun alzaymır hastası anneannesine bakma çabasını anlattığını belirtti. Tebrizîşun, filmde kurgunun ve belgesel gerçekliğin sınırlarının bilinçli olarak bulanıklaştırıldığını, bunun hem yapım sürecinde hem de kendi hayatında devam eden bir deneyim olduğunu söyledi. Filmi 'kadınlara bir saygı duruşu' olarak nitelendirdi.

'Gün Işığı Ekspresi' ve sinemaya adanmışlık:

Amirali Nevaînin yönettiği 'Gün Işığı Ekspresi' gösteriminin ardından yönetmen, eserini İran sinemasında yaşanan tükenmişliğe ve sektörde hayatına son verenlere adadığını açıkladı. Nevaî, filmini arkadaşlarının maddi desteğiyle bağımsız olarak gerçekleştirdiklerini; yapımın tamamen kolektif ve özkaynaklı bir çabayla hayata geçtiğini vurguladı. Yönetmen, İran'da sinema geleneğinin köklü olduğunu ve yeni kuşak sinemacıların resmî fonlara bağlı kalmadan özgün işler yapmayı seçtiğini belirtti. Bu tercih, Nevaî'ye göre, istenmeyen propagandaya alet olmamak için alınan bilinçli bir duruştur; aradaki güçse sinemaya duyulan tutkudur.

Kolektif yapım örnekleri ve kısa filmler:

'İki Kere Yaşamak, Üç Kere Ölmek' adlı filmin yapım ekibi de festivalde yer aldı. Ekipten Umran Haşimî ve Alirıza Haydarî Rad yönetmen Kerim Lakzâde'nin yazılı mesajını okuyarak filmin bir yıl boyunca dört farklı dönemde çekildiğini, çekimlerin kolektif bir anlayışla gerçekleştiğini aktardı. Ekip, sınırlı sayıda kişiden oluştuğunu, her bir üyenin birden fazla sorumluluk üstlendiğini ve günlük olarak görüntüleri birlikte izleyip tartıştıklarını anlattı. Bu anlatım, İran'daki bağımsız üretim modelinin pratik ve yaratıcı yanını gözler önüne serdi.

'Melekler Diyarı' ise Gazze'yi çocukların bakış açısından ele alan bir yapım olarak öne çıktı. Yapımcı İlahe Nevbaht filmin asıl hedefinin konuyu askeri ya da politik bir çerçeve yerine insanî ve çocuk merkezli bir perspektifle sunmak olduğunu söyledi. Nevbaht, ana karakteri bilinçli olarak bir öğretmen yaptıklarını; çünkü öğretmenin çocuklara direnç, güç ve umut aşılayabilecek en doğru figür olduğunu vurguladı. Nevbaht ayrıca filmin Batı dünyasına ulaşmasını önemsediklerini ve yapımın yakın dönemde Barselona'da da gösterileceğini, ayrıca İran'ın Oscar adaylığı planlarının bulunduğunu belirtti.

Kısa filmler ve uluslararası yankı:

Bölüm kapsamında gösterilen kısa filmlerden 'Bir Gün Çocuk' yapımcısı Ana Maria Pirvan, filmlerinin aslında uzun metraj çalışmasına hazırlık amacı taşıdığını ancak Berlinale'de En İyi Kısa Film ödülü kazandıklarını aktardı. 'Haniye' yönetmeni Ali Andarz evrensel bir hikâye anlatmak istediğini, bir çocuğun tek başına büyük işlere kalkışmasının cesaretini ve bunun aile üzerindeki etkisini göstermeyi hedeflediğini söyledi. 'Nasaz' yönetmeni Vahid Mezrae ise başrol karakterinin diyalog yerine ıslıkla kendini ifade etmesi kararının gelişim sürecini anlattı; film boyunca görsel ipuçlarıyla örülen bu karakter tasarımının planlı olduğunu belirtti.

Altın Portakal'da sunulan 'Kökler, Işık ve Kamera' bölümü, dünya sinemasında acil çözüm bekleyen coğrafyalar üzerine odaklanan yapımları bir araya getirerek hem üretim koşulları hem de anlatım tercihleri açısından önemli bir panorama sundu. Festival, bu bölümüyle yalnızca filmleri göstermedi; aynı zamanda izleyiciyle doğrudan temas kuran söyleşiler aracılığıyla yapım süreçlerini, kolektif dayanışmayı ve sinemanın toplumsal hafızayı kayıt altına alma işlevini görünür kıldı.

Not: Gösterimler Atatürk Kültür Merkezi Perge Salonu'nda gerçekleşti ve film ekipleri gösterimler sonrası seyirci sorularını yanıtladı.

"KÖKLER, IŞIK VE KAMERA" ADLI BÖLÜMDEKİ İLK GÖSTERİMLER BUGÜN ATATÜRK KÜLTÜR MERKEZİ (AKM) PERGE SALONU'NDA GERÇEKLEŞTİRİLDİ. GÖSTERİMLERİN ARDINDAN İSE FİLM EKİPLERİ SEYİRCİLERİN SORULARINI CEVAPLADI.

Hazal Tunç — Kültür Sanat Editörü
Editör: Hazal Tunç