Ana Sayfa

Yaşlıların sosyal medya yolculuğu: köprü mü, tuzak mı?

Giriş: Güncelleme: Okuma: ~2 dk Editör: Serkan Varol
Paylaş
Son dokuz yılda yaşlıların internet kullanımı yaklaşık altı katına çıktı; doğru kullanıldığında bağ kuruyor, bilinçsiz kullanımda kaygı, dolandırıcılık ve bilgi kirliliği riski var.

Teknolojiyle değişen yaşlılık deneyimi

Teknolojinin yaygınlaşmasıyla sosyal medya artık yalnızca gençlerin mecrası olmaktan çıktı. Ülkemizde son dokuz yılda yaşlılar arasında internet kullanımı yaklaşık altı katına çıktı, bu değişim günlük yaşamın ritmini, aile içi rolleri ve sosyal ilişkileri etkiliyor. Medicana Sivas Hastanesi Psikoloğu Burak Koçkanat, yaşlıların telefonlara ve dijital platformlara yaklaşımında gözle görülür bir artış olduğunu belirtiyor; bu eğilim hem fırsatlar hem de riskler barındırıyor.

sosyal medyanın sunduğu avantajlar:

Koçkanat, sosyal medyanın doğru kullanıldığında yaşlı bireyler için somut faydalar sağladığını vurguluyor. Uzaktaki torunla görüntülü görüşmekten, yıllardır görüşülmeyen bir arkadaşın bulunmasına; yeni tarifler veya el işi videolarıyla zihnin canlı tutulmasına kadar pek çok örnek, dijital mecraların sosyal yaşamı desteklediğini gösteriyor. Emeklilik sonrası iş çevresinin ve günlük rutinin daralması, çocukların başka şehirlere taşınması gibi faktörler göz önüne alındığında, bir sohbet grubunun veya kısa bir videonun bile yalnızlığı azaltan bir sosyal hayat unsuru haline geldiği ifade ediliyor.

riskler ve bilgi kirliliğinin etkileri:

Bununla birlikte Koçkanat, bilinçsiz kullanımın önemli zararları olduğunu da söylüyor. Uzun süreli ekran kullanımı kaygı, mutsuzluk ve uyku sorunlarını artırabiliyor; fiziksel hareket azalıyor ve yüz yüze sohbetler yerini kısa mesajlara bırakabiliyor. Ayrıca dolandırıcılık vakaları yaşlıları hedef alıyor; "Kazandınız, hesabınız bloke oldu" gibi mesajlar sıkça görülen tuzaklar arasında ve bunun bedelini bazen bir ömrün birikimi ödüyor.

Diğer bir önemli sorun ise bilgi kirliliği. Yapılan gözlemler, yaşlıların sahte haberleri gençlerden çok farklı olmayan oranlarda ayırt ettiğini, ancak paylaşma eğiliminin daha yüksek olduğunu gösteriyor. Sevdiklerini koruma niyetiyle hızlıca paylaşılan yanlış bilgiler toplumda hızla yayılabiliyor.

ailelere üç pratik öneri:

Koçkanat ailelere yaklaşım konusunda üç ana öneri sunuyor. Birincisi, yasaklamak yerine eşlik etmek: "Bırak o telefonu" demek yerine birlikte bir video izlemek, ne izlendiğini merak etmek ilişkiyi güçlendirir. İkincisi, paylaşmadan önce sorma kuralı koymak: Şüpheli haber veya para isteyen mesajlarda önce bir yakınına danışma alışkanlığı geliştirilmelidir. Üçüncüsü, ekranı gerçek hayatın yerine koymamak; ekrandaki içerikleri gerçek hayata açılan kapılar olarak görmek gerektiği vurgulanıyor.

Sonuç olarak, sosyal medya yaşlı bireyler için ne tamamen bir çözüm ne de sadece bir tehdit. Doğru rehberlikle bağları güçlendiren, zihni canlı tutan bir araç olabilir; ailelerin tutumu ise bu dengenin belirleyicisidir. Eğer bir büyüğümüz saatlerce ekrana bakıyorsa, belki de asıl ihtiyaç daha fazla ilgi ve iletişimdir — telefonu elinden almak yerine, elini tutmak gerekiyor.

PSİKOLOG BURAK KOÇKANAT

Serkan Varol — Genel Yayın Editörü
Editör: Serkan Varol