Yaylalarda çiçekten çiçeğe taşınan tırda 240 kovanla doğal bal
Mobil arıcılıkla yüksek rakımlarda doğal bal üretimi:
Antalya'da kışı Manavgat'ta geçiren arıcılar, ilkbaharla birlikte kovanları kilometrelerce taşıyarak Konya'nın yüksek rakımlı yaylalarına yerleşiyor. İş insanı Hüseyin Tepe tarafından tasarlanan mobil arıcılık tırında toplam 240 kovan bulunuyor; arıcılar yaklaşık iki aydır arılara hiçbir şeker veya kimyasal katkı vermeden doğadan toplanan nektar ve polenle bal üretimi yapıyor.
Tırın tasarımı ve bakım sistemi:
Tırın içinde sağda 120, solda 120 olmak üzere toplam 240 kovan yer alıyor. Her kovanda 20'şer çıta bulunuyor ve kovanlar raylı bir sisteme monte edilmiş; tırın üzeri raylı açılır-kapanır şekilde tasarlandığı için bakım anında güvenli ve pratik erişim sağlanıyor. Tır içinde arıcıların barınabileceği alan, kamera sistemi, güneş enerjisi ve su tankı gibi donanımlar yer alıyor. Ayrıca yaklaşık 200 civarında kovan da dışarıda konumlandırılmış durumda.
Doğal üretim anlayışı ve rakımın etkisi:
Arıcılar mayıs başında Konya'nın Bozkır ilçesine, yaklaşık 1.500 rakım seviyesine, temmuz başında ise 2.200 rakımlık yaylalara çıkıyor. Burada geven, taş kekiği, yer kekiği, şalba gibi çok sayıda çiçek çeşidi bulunuyor; ekip arılara kesinlikle şeker takviyesi yapmadıklarını ve doğadan gelen ne varsa onu aldıklarını vurguluyor. Arıların halen doğadan polen getirmesi, üretim kalitesi açısından önemli kabul ediliyor.
Arıların beslenmesine ilişkin uygulamalar da korunuyor: üst katlardaki ballar alınıyor, ancak arıların kışlık yiyecekleri olan taban katındaki ballara dokunulmuyor; böylece kış döneminde arıların yaşamını sürdürebilmesi güvence altına alınıyor. Mevsime göre bir kovandan ortalama 15 kilogram bal alınırken, çiçek bolluğuna göre bu miktar 1 kiloya kadar düşebiliyor ya da 20 kilograme kadar çıkabiliyor.
Hasat, analiz ve verim beklentileri:
Üreticiler bu sezon yaklaşık 5-5,5 ton bal hasadı bekliyor. Geçen yıla göre daha yüksek rekolte öngörülse de yazın son yağışlarının geven verimini düşürmesi beklentileri etkiledi. Yine de taş kekiği, yer kekiği ve çakır dikeni arılara önemli miktarda nektar sağladı. Ürünler satışa sunulmadan önce her yıl olduğu gibi analizlere gönderiliyor; geçen yıl yapılan analizde 760 protein değeri ve %5 şeker değeri belirlendi.
Arıcılar, verimi artırmak için şeker kullanmanın mümkün olduğunu fakat amaçlarının miktardan ziyade kalitenin korunması olduğunu söylüyor: eğer şeker takviyesi yapılsaydı 450 kovandan yaklaşık 20 ton bal üretilebileceği hesaplanıyor; fakat tercih doğal üretim yönünde.
Koruma ve damızlık uygulamaları:
Geçen yıl yerdeki kovanlardan 16'sı ayılar tarafından parçalandığı için bu yıl kovan etrafına tel çit, hareket sensörleri, ışıklar ve alarm sistemi yerleştirildi; sensörler küçük hareketlerde bile devreye giriyor ve şu ana dek ayı saldırısı yaşanmadı. Arıcılar dışarıdan ana arı satın almıyor; kendi damızlık kovanlarında ana arı üretimi yapılıyor ve dört damızlık kovan ile kraliçe arılar iç kaynaktan temin ediliyor.
Arıcılığın günlük bakımının hassasiyetine dikkat çeken sorumlu Mahmut Baş ile tasarımcı Hüseyin Tepe, arıcının çalışmasını kolaylaştıracak teknolojik çözümleri doğal üretim ilkesiyle birleştirmeye çalıştıklarını belirtiyor. Tırla birlikte üretim yıl boyunca sürdürülecek; arıcılar ekim başına kadar yaylalarda kalıp ardından Manavgat'a dönerek kış bakımına başlayacak. Analizlerden geçen ürünler Türkiye genelinde satışa sunuluyor ve hedefler arasında zamanla yurt dışı pazara açılmak da bulunuyor.
Arıcıların 240 kovanlık ‘bal tırı' yaylalarda: Çiçekten çiçeğe doğal bal
Sayfada yer alan bilgiler tavsiye niteliği taşımayıp yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırımcı profilinize uymayabilir.