Yaylalardan kente dönüş: göçerler sürülerini kışlaklara taşıyor
göçerlerin dönüş yolculuğu başladı:
İlkbahardan bu yana Muş yakınlarındaki yaylalarda konaklayan göçerler, sonbaharın gelmesi ve sıcaklıkların düşmesiyle birlikte sürülerini toplayıp kışlaklara doğru yola çıktı. Bölgeye Diyarbakır, Mardin ve Siirt’ten gelen aileler, yaklaşık 5 ay boyunca yaylalarda kaldıktan sonra kış aylarını geçirmek üzere güney ve batı yönlerine göç ediyor.
Menav ve Cebrail Bozkurt kardeşler de aileleriyle birlikte ilkbaharda Muş yaylalarına çıkarak burada uzun süre konakladı. Yaylada kurdukları çadırlarda yaşayan göçerler, küçükbaş hayvanlarını otlatarak süt, peynir ve tereyağı üretimini sürdürdü ve bu ürünleri satarak geçimlerini sağladı.
yayla yaşamı ve üretim:
Göçerlerin gündemi büyük ölçüde hayvancılıkla şekillendi. Hayvanların otlatılması, sağımı ve süt ürünlerine dönüştürme faaliyetleri günlük rutini oluşturdu. Üretilen peynir ve tereyağı gibi ürünler hem aile tüketiminde hem de satışta kullanılarak ekonomik döngüyü destekledi. Bu süre zarfında ailelerin çadır düzeni, hayvanların barınma alanı ve taşınan eşyalar eşeklerin sırtında taşındı; göçerlerin yaşamı doğayla iç içe sürdü.
yolculukta zorluklar ve alınan tedbirler:
Havaların soğuması ile birlikte başlayan dönüş yolculuğu çoğu aile için günlerce sürecek bir etap anlamına geliyor. Menav Bozkurt, yaklaşık bir haftadır yolda olduklarını ve Diyarbakır’ın Fisova bölgesine ulaşmalarının 15 gün daha sürebileceğini belirtti. Bozkurt, mesleğe duyduğu bağlılığı vurgulayarak, "İlkbaharda bu yaylalara çıkıyoruz. Dört beş ay burada kalıp hayvanlarımızı sağıyor, süt ve peynir üretiyoruz. Dört beş ayın ardından tekrar Diyarbakır’ın Fisova’sına dönüyoruz" dedi.
Yol boyunca hava koşulları değişkenlik gösteriyor; bazen yağmur, bazen soğuk, bazen de güneşli günlerle karşılaşılıyor. Bu durum göçerlerin planlamasını ve hayvan bakımı ritüellerini etkiliyor. Menav Bozkurt, doğada gece gündüz yaşamın getirdiği yalnızlık ve zorluklara dikkat çekerek, "Bizim işimizin çilesi biraz daha farklı. Doğada yaşıyorsun, gece gündüz doğanın içindesin. Bazen tek başına, yalnız kalıyorsun. 24 saat boyunca adeta bir bekçi gibisin" ifadelerini kullandı.
Göçerler, yolda güvenliği ve hayvanların sağlığını ön planda tutuyor; uyku düzenleri bile bu ihtiyaçlara göre şekilleniyor. Bozkurt, uyurken bile yarı uyanık olduklarını, "Bir kulağın, bir gözün açık oluyor. Bir yanın uyurken diğer yanın uyanık kalıyor" sözleriyle anlattı. Böylece hem sürüyü yırtıcı hayvanlara karşı koruyor hem de zorlu iklim koşullarında ani önlemler alabiliyorlar.
kışlaklara ulaşma hedefi:
Cebrail Bozkurt da koçer geleneğinin yaz-kış devam ettiğini belirterek, "Koçerler olarak ilkbaharda Muş yaylalarına geliyoruz. İlkbahardan sonbahara kadar Muş yaylalarında kalıyoruz. Tabii sonbaharla birlikte havalar soğuduğu için biz de Diyarbakır taraflarına göç ediyoruz" diye konuştu. Bozkurt, şu an bir haftadır yolda olduklarını ve yolculuklarının yaklaşık 15-20 gün daha sürebileceğini söyledi.
Göçer ailelerin ortak hedefi, sürülerini güvenle kışlaklara ulaştırmak ve burada çiftlik düzenine uygun bir yaşam kurarak kış aylarını geçirmek. Çadırların, hayvan barınaklarının ve kişisel eşyaların yerini sabit mekânlara bırakacağı kış dönemine ulaşmak için ekipler tempolu bir ilerleyiş içinde. Aileler, yolculuğun sağ salim tamamlanması umuduyla hareket ediyor ve kış boyunca da hayvancılığa devam etme planlarını koruyorlar.
Bu mevsimlik göç hareketi, hem yöresel geçim kaynaklarının devamlılığını sağlıyor hem de göçerlerin geleneksel yaşam biçimini sürdürmesine imkan tanıyor. Havaların elverişli olmaması durumunda alınan tedbirler, birçok ailenin doğayla uyumlu bir hayatı sürdürmesine yardımcı oluyor ve yolculukların başarılı şekilde tamamlanması için öncelikli hedef olmaya devam ediyor.
MENAV BOZKURT