yer altı tuz mağarasında 25 yıllık astım hastasına yeni bir nefes
Çankırı'da tuz mağarasında alternatif tedaviyle yaşam kalitesi yükseldi
Çankırı'da yerin 150 metre altında bulunan ve tarih boyunca tuz üretimiyle bilinen mağarada uygulanan terapiler, kronik solunum problemi yaşayan hastalara umut veriyor. Valilik koordinasyonunda yürütülen Daha Güçlü Bir Nefes Projesi kapsamında gerçekleştirilen çalışmalarda astım ve KOAH hastalarının solunum fonksiyonlarında belirgin düzelme gözleniyor.
Yasemin Şahin'in deneyimi:
25 yıllık astım hastası olan 60 yaşındaki Yasemin Şahin, daha önce evden çıkamayacak kadar kötü bir süreç geçirdiğini; koronavirüs nedeniyle üç ay yoğun bakımda kaldığını ve hastaneden döndükten sonra bir yıl yatalak kaldığını anlattı. Şahin, mağarada aldığı terapilerin ardından ilk seanstan itibaren olumlu sonuçlar gördüğünü belirterek, "Hiç yürüyemeyen ben, burada, tuzun o inanılmaz etkisiyle hem nefesimi dengeledim hem oksijen seviyemi yükselttim hem de yürüme kapasitemi geri kazandım" dedi.
Hastanın anlattığına göre, tedavi öncesi dinlenme halinde oksijen satürasyonu nadiren 88'in üzerine çıkarken, tedavi sonrasında 98'e kadar yükseldi; uyku sırasında oksijeni ise 92-93 seviyelerine çıktı. Bu kazanımlar, günlük yaşam aktivitelerini yeniden yapabilmesine ve eşinin desteğiyle markete çıkıp yürüyüş yapabilmesine olanak sağladı.
Uygulanan yöntemler ve klinik sonuçlar:
Çankırı'daki uygulamada iki farklı yaklaşım öne çıkıyor: mağara içinde yürütülen speleoterapi ve tuz odasında yapılan haloterapi. Görevliler, hastalara solunum terapistleri eşliğinde nefes egzersizleri öğretiyor ve kontrollü seanslarla tuzlu havaya maruz bırakıyor. Tuz odası seansları genellikle 20-30 dakika sürerken, mağara içindeki seanslar hastanın durumuna göre 4-5 saate kadar çıkabiliyor.
Projede görevli doktorlardan Dr. Tuba Öztürk Haliloğlu, takip ettikleri hastalarda ortalama %70 iyileşme gözlemlediklerini söyledi. Dr. Öztürk Haliloğlu, tedavinin hedefinin alt solunum yollarındaki sekresyonu azaltmak, solunumu kolaylaştırmak, efor kapasitesini artırmak ve hastaların günlük yaşamını kolaylaştırmak olduğunu belirtti. Ayrıca tuz terapisinin üst solunum yolu sorunlarında; inatçı öksürük, geniz akıntısı ve kronik sinüzit gibi durumlarda da etkili olduğu vurgulandı.
Dr. Öztürk Haliloğlu, genellikle 10-15 günlük seansların ardından etkinin yaklaşık 6 ay sürdüğünü, gerektiğinde tekrarlayan seanslarla etkisinin uzatılabildiğini ifade etti. İzlenen hastaların çoğunda seansların sonunda mağaraya yürüyerek inip çıkabilecek hale gelindiği; merdiven inip çıkma ve günlük aktivitelerde rahatlama sağlandığı kaydedildi.
Tedavi süreci ve hasta önerileri:
Mağara içi terapi düzeni aydınlatılmış yürüyüş yolları ve dinlenme alanlarıyla planlanıyor. Hastalar soğuk ortam nedeniyle kalın giysiyle alana iniyor; düzenli nefes alıp verme egzersizleri eşliğinde turlar atılıyor ve ardından dinlenme süreciyle seans tamamlanıyor. Yasemin Şahin, deneyimini paylaşarak özellikle astım, KOAH ve nefes darlığı çeken kişilerin bu tür seansları denemesi gerektiğini belirtti ve mağara ortamının düzenlemesinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
Proje yetkilileri, hastaların düzenli kontrollere devam etmesi halinde tedavi etkisinin daha kalıcı olduğunu ve yaşam kalitesindeki kazanımların sürdürülebilir olduğunu aktarıyor. Tuz mağarası terapileri, kronik solunum rahatsızlığı olan hastalar için ilaç tedavisine ek, destekleyici ve yaşam kalitesini iyileştirici bir alternatif olarak uygulanıyor.
60 YAŞINDAKİ YASEMİN ŞAHİN, 25 YILDIR ÇEKTİĞİ ASTIM RAHATSIZLIĞINI ÇANKIRI'DAKİ TUZ MAĞARASINDA VE HASTANEDE GÖRDÜĞÜ TEDAVİ İLE TUZ TERAPİSİ SAYESİNDE BÜYÜK ÖLÇÜDE AZALTTI.