Yerel yönetimlerden uluslararası işbirliğine: iklim geçişinde topyekûn seferberlik çağrısı
Yerel yönetimlerden uluslararası işbirliğine: iklim geçişinde topyekûn seferberlik çağrısı
Ankara'da başlayan İklim Geçişi Forumu, iklim değişikliğiyle mücadelede atılacak yerel ve ulusal adımları masaya yatırmak üzere çatı kurumları, belediyeleri, üniversiteleri ve uluslararası kuruluşları bir araya getirdi. İki gün sürecek forumun açılışında konuşan COP31 İklim Diplomasisi Baş Yetkilisi ve İklim Değişikliği Başkanı Halil Hasar, iklim eyleminde artık sadece bilimsel verilerin değil, sahadaki aktörlerin de söz sahibi olması gerektiğini belirtti.
İklim gerçekliğinin yerelden görünümü:
Hasar, iklim değişikliğinin artık bir tartışma konusu olmadığını, yaşanan sel, sıcak hava dalgaları ve kuraklık örnekleriyle bunun günlük yaşamın parçası haline geldiğini ifade etti. 1999-2001 yıllarındaki ilk konferanslardan beri bilimsel tespitlerin pratikte doğrulandığını söyleyen Hasar, belediyelerin altyapı, acil müdahale ve uyum planlamasında ön cephede yer aldığını vurguladı. Belediyeler ve yerel yönetimler, Hasar'a göre hem etkilenen hem de çözüm üreten birimler olarak tartışmanın merkezinde bulunuyor.
Konuşmada Nepal'deki sel örneğine dikkat çekildi; burada çalışan klasik erken uyarı uygulamalarının hayat kurtardığı, bunun teknolojik çözümlerin yanı sıra toplumsal hafıza ve iletişimin de önemini gösterdiği belirtildi. Hasar, erken uyarı sistemlerinin sadece teknolojiyle değil, yerel aktörlerin ilişki ağlarıyla da güçlü kılınması gerektiğini söyledi.
Emisyon azaltımı ve adaptasyonun eş zamanlı zorunluluğu:
Hasar, Dünya Meteoroloji Örgütü verilerine atıfta bulunarak 2015-2025 döneminin tarihin en sıcak 11 yılı ortalamasını içerdiğini ve 2026-2030 döneminde küresel ısının 1,5 derece artma ihtimalinin yüzde 90 olduğunu paylaştı. Mevcut politikalar sürerse yüzyıl sonunda ortalama sıcaklık artışlarının 2,8-3 santigrat civarında olabileceğini, daha kötü senaryolarda ise 4-6 santigrata ulaşan bölgesel ortalamaların görülebileceğini belirtti. Bu tabloya karşı alınması gereken önlemleri iki ana başlıkta topladı: emisyonların azaltılması ve uyum/adaptasyon çalışmalarının hızlandırılması.
Türkiye'ye özgü verilere de değinen Hasar, 2024'ün ülke tarihinin en sıcak yılı olduğunu ve 2025'in 1964'ten bu yana en kurak yıllardan biri olma riskini taşıdığını aktardı. Uzun dönem yağış rejiminde yaklaşık yüzde 28'lik bir azalma olduğu, ancak aynı zamanda ani ve yoğun yağışlarla sel riskinin arttığı ifade edildi. Bu çelişkili eğilimlerin altyapı planlaması, su yönetimi ve kentsel tasarımda yeni yaklaşımlar gerektirdiği vurgulandı.
Hasar, yağış ve kuraklık arasındaki bu kararsızlığın, suyun ele alınış biçimini değiştirdiğini; hızlı yüzey akışı, infiltrasyonun azalması ve taşkın riskinin artmasının artık norm haline geldiğini söyledi. Bu nedenle hem taşkın kontrolü hem de suyun uzun dönemli yönetimi için bütüncül çözümler gerektiğini belirtti.
Bilimsel modelleme, çözünürlük ve saha uygulamaları:
Başkanlık olarak modelleme çalışmalarına da ağırlık verdiklerini söyleyen Hasar, altı iklim modeli üzerinde çalışıldığını ve belirsizlikleri azaltmak için bu modellerin katmanlı kullanıldığını anlattı. Mevcut analizlerin yaklaşık 100 kilometrekarelik çözümler verdiğini, ancak saha müdahaleleri için daha yüksek çözünürlük gerektiğini belirterek 3 kilometre çözünürlüğe (yaklaşık 9 kilometrekare) indirgenmiş projeksiyonların geliştirildiğini aktardı. Bu tür yerel ölçekli projeksiyonların mahalle, tesis ve altyapı bazlı kararları doğrudan etkileyebileceği vurgulandı.
Hasar, sözlerini ‘‘İklim değişikliğiyle mücadelede topyekün hareket etmemiz gerekiyor’’ cümlesiyle özetledi ve bu söylemi sadece toplantılarda bırakmayacaklarını; COP31'de Antalya'da pilot uygulamalarla sergileyeceklerini belirtti.
Finansman açığı ve uygulama odaklı yaklaşım:
Birleşmiş Milletler Çevre Programı'nın uyum açığı raporuna atıfta bulunan Hasar, gelişmekte olan ülkelerin yıllık uyum finansman ihtiyacının 310-365 milyar dolar aralığında olduğunu, buna karşılık kamusal finansman akışının şu an için yaklaşık 26 milyar dolar seviyesinde kaldığını aktardı. Bu farkın, afet sonrası maliyetlerin artmasına neden olduğunu ve önleyici yatırımların ekonomik açıdan da öncelikli olduğunu söyledi.
Hasar, bu nedenle adaptasyon finansmanının etkinleştirilmesi, kamu-özel iş birliklerinin güçlendirilmesi ve bilimsel verilerin yatırım kararlarına doğrudan yedirilmesi gerektiğini belirtti. Başkanlık olarak eylem gündemlerinde adaptasyon, bilim ve uygulamayı önceliklendirdiklerini ve paydaşlarla konsensusa dayalı uygulama modelleri geliştireceklerini açıkladı.
Forumun açılışında ayrıca UNDP Türkiye Mukim Temsilcisi Merino Dominguez ve Avrupa Birliği Delegasyonu İşbirliği Bölüm Başkanı Maria Louisa Wyganowski de konuşma yaptı; katılımcılar arasında belediyeler, uluslararası yerel yönetim ağları, finans kuruluşları, iş dünyası, sivil toplum, gençlik örgütleri, üniversiteler, TÜBİTAK ve AB Ortak Araştırma Merkezi'nden bilim insanları yer aldı.
Forumu izleyen gündem, saha odaklı pilot uygulamalar, yüksek çözünürlüklü iklim projeksiyonları ve yerel yönetim kapasitesinin güçlendirilmesini merkeze alıyor. Hasar'ın mesajı net: iklim eylemi artık sadece bilimsel bir gereklilik değil, uygulanması şart olan bir dönüşüm programı.
İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ İLE MÜCADELEDE YEREL VE ULUSAL ADIMLARIN MASAYA YATIRILACAĞI ANKARA İKLİM GEÇİŞİ FORUMU, ANKARA'DA BİR OTELDE BAŞLADI.