Ana Sayfa

yks verileri kontenjan politikasını yeniden tartışmaya açtı

Giriş: Okuma: ~2 dk Editör: Kaan Yavuz
Paylaş
Eğitim-Bir-Sen, 2026 YKS sonuçlarının kontenjan planlamasında doluluk oranlarının ötesinde öğrenci talebi ve istihdama dayalı yeni bir yaklaşım gerektirdiğini belirtti.

Eğitim-Bir-Sen'in değerlendirmesi

Eğitimciler Birliği Sendikası (Eğitim-Bir-Sen), 2026 Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) ilk ve ek yerleştirme sonuçlarını değerlendirerek yükseköğretimde kontenjan politikasının yeniden ele alınması gerektiğini açıkladı. Sendika, kamuoyuna yönelik yazılı açıklamasında hem sayısal verileri hem de planlama yaklaşımlarında öne çıkan sorunları vurguladı.

ilk yerleştirme, kayıt davranışı ve boşalan kontenjanlar:

Açıklamaya göre 2026 YKS'ye yaklaşık 2 milyon 426 bin aday başvurdu. Devlet üniversitelerinin örgün programlarında kontenjanların yaklaşık yüzde 99 oranında dolduğu, ancak ilk yerleştirmenin ardından kayıt yaptırmayan adaylar nedeniyle 30 binin üzerinde kontenjanın yeniden boş kaldığına dikkat çekildi. Örgün lisans programlarında sadece 2 bin 255 boş kontenjan kaldığı, vakıf üniversitelerinde ise genel doluluk oranının yaklaşık yüzde 80 olduğu ve ilk yerleştirmede 35 bin 706 kontenjanın boş kaldığı bildirildi.

Ek yerleştirmeye ayrılan toplam kontenjanın ise 110 bin seviyesine ulaştığı; bunların ön lisans düzeyinde yaklaşık 62 bin, lisans düzeyinde ise yaklaşık 48 bin olduğu kaydedildi. Devlet üniversiteleri özelinde açık öğretim hariç ek yerleştirme için ayrılan kontenjanların ön lisans ve lisans düzeyinde sırasıyla yaklaşık 22 bin 500 ve 10 bin civarında olduğu belirtildi.

kontenjan azalmasının arkasındaki etkenler:

Sendika, son üç yılda devlet üniversitelerindeki toplam kontenjanların açık öğretim hariç yaklaşık 264 bin azalmasının sonucu olarak kontenjanların 730 bin seviyesine gerilediğini ve bu düşüşün toplamda yaklaşık yüzde 36 olduğunu vurguladı. Bu gerilemenin nedenleri arasında 2024'ten itibaren ikinci öğretim programlarının kapatılması, kayıt yaptırmayan yerleşen adaylar ve bazı programların mezuniyet sonrası istihdamla bağının zayıflaması sayıldı.

Eğitim-Bir-Sen, yalnızca kontenjan azaltmanın arz-talep dengesini sağlamak anlamına gelmediğini; esas değerlendirmenin yerleşen adayların kaçının kayıt yaptırdığı ve hangi programlarda kayıt davranışının zayıf kaldığı olması gerektiğini belirtti.

planlama önerileri ve uyarılar:

Sendika, kontenjan planlamasının salt doluluk oranlarına göre yapılmaması gerektiğini belirterek, karar süreçlerinde öğrenci talebi, yerel ve ulusal iş gücü piyasası ihtiyaçları, üniversitelerin akademik ve fiziki kapasiteleri, öğretim elemanı sayısı, derslik ve laboratuvar imkânları ile ulaşım, barınma ve beslenme koşullarının birlikte değerlendirilmesini önerdi. Ayrıca mezuniyet sonrası istihdam imkânları zayıf olan ya da ihtiyaçtan fazla mezun veren programların kontenjanlarının sürdürülmesinin öğrenciler, üniversiteler ve kamu kaynaklarının etkin kullanımı açısından sorun oluşturduğuna dikkat çekti.

Eğitim-Bir-Sen, 2026 YKS sonuçlarının temel mesajının sadece yüksek doluluk oranları değil; aynı zamanda yerleşen adayların neden kayıt yaptırmadığı ve bazı programların neden sürdürülebilir öğrenci talebi oluşturamadığı sorularının cevaplanması olduğunu vurguladı. Sendika, kontenjanların belirlenmesinde ülkenin insan kaynağı planlaması esas alınarak daha kapsamlı bir ihtiyaca dayalı yaklaşım izlenmesini talep etti.

EĞİTİMCİLER BİRLİĞİ SENDİKASI (EĞİTİM BİR-SEN) TARAFINDAN 2026 YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI SINAVI’NA (YKS) İLİŞKİN YAPILAN DEĞERLENDİRMEDE, "2026 YKS İLK VE EK YERLEŞTİRME SONUÇLARI, YÜKSEKÖĞRETİMDE KONTENJAN POLİTİKASININ YENİ BİR YAKLAŞIMLA ELE ALINMASI GEREKTİĞİNİ GÖSTERMEKTEDİR" DEDİ.

Kaan Yavuz — Dijital Eğitim Editörü
Editör: Kaan Yavuz