Benim çocuğum yapmaz inancı toplumsal şiddeti besliyor
Uzman uyarısı
Etik ve Toplumsal Değerler Uzmanı Prof. Dr. Esra Akın, son dönemde artan çocuklarda şiddet eğilimi vakalarının arka planında hem dijital dünyanın etkileri hem de ailelerin ihmalkâr tutumlarının bulunduğunu belirtti. Akın, 'benim çocuğum yapmaz' yaklaşımının uyarıları görmezden gelmeye yol açtığını ve bunun ağır toplumsal sonuçlar doğurabileceğini ifade etti.
Dijital dünyanın gölgesinde çocuklar:
Prof. Dr. Akın, özellikle 12-15 yaş aralığındaki çocuklarda şiddet eğilimlerinin belirginleştiğini söyledi. Z ve alfa kuşağı olarak tanımlanan çocukların büyüme evrelerini dijital dünyanın içinde geçirdiklerini; 0-3 yaş aralığındaki bebeklerin dahi telefonla vakit geçirebildiğini vurguladı. Bu erken maruziyetin, okul hayatı ve sosyal etkileşim arttıkça zararlı içerik ve davranışların normalleşmesine zemin hazırladığına dikkat çekti.
Akın, ülkede alarm durumuna geçildiğini, 15 yaş altı çocuklar için sosyal medya kısıtlamaları ve Çocuk Koruma Kanunu değişiklikleriyle 'suça sürüklenen çocuk' kavramının adli sürece uyarlanması yönünde adımlar atıldığını hatırlattı. Ancak tek başına düzenlemenin yeterli olmayacağını; dijital okuryazarlığın tüm eğitim kademelerinde benimsenmesinin gerektiğini söyledi.
Aile içi tutum ve rol modelin önemi:
Uzman, ailelerin tutumunun çocuğun karakter gelişiminde belirleyici olduğunu vurguladı. Evde şiddet uygulayan veya çevresindekilere zorbalık yapan bir ebeveynin olumlu rol model olamayacağını belirten Akın, böyle bir ortamda büyüyen çocuğun şiddeti ve merhametsizliği normalleştireceğini söyledi.
Öğretmenler ya da çevre tarafından yapılan uyarıların ailelerce 'benim çocuğum yapmaz' diye inkar edildiğinde, gözlemlenmeyen ve kontrol edilemeyen olumsuz davranışların üstünün örtüldüğünü; bunun toplumsal boyutta ağır sonuçlara yol açabileceğini ifade etti. Ayrıca, 'kimsenin sana müdahale etmesine izin verme' gibi bireyci söylemlerle büyüyen çocukların aile ve toplum değerlerini reddettiğini belirtti.
Akın, aile-okul iş birliğinin güçlendirilmesi gerektiğini; öğretmenlerin gözlemleri ile ailelerin açık ve yapıcı iletişim kurmasının, erken müdahale ve rehberlik açısından hayati olduğunu söyledi. Bu sürecin hem önleyici hem de düzeltici bir işlevi olacağını vurguladı.
Son olarak Prof. Dr. Akın, dijital okuryazarlığın ilkokuldan liseye kadar müfredata dahil edilmesinin zorunluluk olduğunu; çocuklara hangi sitelerin ziyaret edilmesi gerektiği, yaşa uygun sosyal medya kullanımı ve dijital dünyanın zararlarından korunma yollarının öğretilmesi gerektiğini belirterek sözlerini tamamladı. Akın, bu dönüşümde en büyük sorumluluğun ebeveynlerde olduğunu ve sevgi, şefkat ile gerçek dünyanın değerlerinin küçük yaşlardan itibaren yaşatılmasının gerekliliğini yineledi.
PROF. DR. ESRA AKIN