Ana Sayfa

fındıkta maliyet baskısı ve küresel rekabet endişesi

Giriş: Güncelleme: Okuma: ~3 dk Editör: Berk Doğan
Paylaş
Giresun'da hasat sonrası serbest piyasada gerileyen fındık fiyatları, yüksek maliyetlerle birlikte Türkiye'nin küresel rekabet gücünü zayıflatıyor.

fındıkta maliyet baskısı ve küresel rekabet endişesi

Giresun'da fındık hasadının tamamlanmasının ardından serbest piyasa fiyatlarının 190 lira seviyelerine kadar gerilemesi, sektör temsilcilerinin gündeminde. Fındık sanayicisi ve iş adamı Mustafa Demirci, Türkiye'nin üretim ve finansman maliyetlerindeki yükün, başta Şili, ABD, Gürcistan ve Azerbaycan gibi daha düşük maliyetli üreticiler karşısında rekabet gücünü azaltığını söyledi.

serbest piyasa ile TMO fiyatları arasındaki fark:

Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO), 50 randıman esasına göre Levant kalite fındığı 250 lira, Giresun kalite fındığı ise 255 liradan alım yapıyor. Buna karşın serbest piyasada Giresun kalite fındık 200-205 lira, Levant kalite ise 175-185 lira aralığında işlem görüyor. İlk bakışta TMO ile piyasa arasındaki makas, üreticiler ve sanayici için belirleyici bir sorun olarak öne çıkıyor.

Demirci, Giresun kalite fındığın yağ oranı ve aromasının fiyat açısından avantaj sağladığını vurgularken, geçen yıl TMO alım fiyatı 200 lira olmasına rağmen serbest piyasada fındığın 275 liraya kadar çıktığını hatırlattı. Bu durumun üreticide yüksek fiyat beklentisi oluşturduğunu belirtti.

uluslararası rekabet ve maliyet baskısı:

Demirci, Türkiye'de üretim maliyetlerinin yüksek olmasının uluslararası pazarda önemli bir dezavantaj yarattığını söyledi: "Türkiye’de üretim maliyetleri yüksek. Şili, ABD, Gürcistan ve Azerbaycan gibi ülkeler daha düşük maliyetlerle üretim yapabiliyor ve bu ülkeler dünya fındık pazarındaki üretimlerini artırmaktadır."

Verilen örneklerde Şili'nin 15 yıl öncesinde üretiminin yok denecek seviyede olduğu, bugün 115 bin ton üretime ulaştığı ve 2030 hedefi olarak 200 bin ton öngördüğü, ABD'nin ise 15 yıl önce 30 bin ton olan üretimini 150 bin ton seviyesine çıkardığı ve 2030 hedefinin 250 bin ton olduğu hatırlatıldı. Bu artışlar, fiyatlandırma açısından düşük maliyetli rakiplerin pazarda daha agresif olmasına neden oluyor.

Demirci, düşük maliyetli üreticilerin daha düşük fiyatlarla ürün sunmasının Türkiye'nin pazar payı açısından risk olduğunu belirterek, sektörün verimliliği artırması, girdi maliyetlerini düşürmesi ve sürdürülebilir üretim politikaları oluşturması gerektiğini ifade etti. Türkiye'nin açıkladığı fındık fiyatının dolar bazında tarihi yüksek seviyelerden biri olsa da üreticilerin artan girdi ve işçilik maliyetleri nedeniyle bu rakamı yeterli görmediği vurgulandı.

İhracatın azalmasının da piyasa dinamiklerini etkilediği belirtiliyor. Önceki yıllarda iç fındık ihracatının 340-350 bin ton seviyelerine ulaştığı, geçen yıl ise yaklaşık 198-200 bin ton seviyesinde kaldığı kaydedildi. İhracat miktarındaki düşüş, dış talepte azalma işareti olarak değerlendiriliyor.

Sanayici ve ihracatçıların alım için önemli miktarda finansmana ihtiyaç duyduğu, yüksek faiz oranlarının sektör maliyetlerini artırdığına dikkat çekildi. Demirci, bankalardan kullanılan kredilerin örnekle "yüzde 50" ve "yüzde 60" gibi yüksek faizlerle alındığını, bunun da maliyetlerin ürün fiyatlarına yansımasına neden olduğunu söyledi.

TMO ile serbest piyasa arasında oluşan fiyat farkının sebepleri arasında finansmana erişim ve ihracattaki daralma öne çıkıyor. Demirci, nakit ihtiyacı olmayan üreticilerin TMO aracılığıyla beklemeyi tercih ettiğini, acil nakit ihtiyacı olan üreticilerin ise ürününü tüccara vererek paraya çevirdiğini belirtti.

Rekoltenin yüksek oluşu ve geçen yıldan devreden stokların piyasadaki arzı artırdığını da dile getiren Demirci, araştırmalarına göre eski stok miktarının yaklaşık 200 bin ton civarında olduğunu ve bunun mevcut fiyatlar üzerinde baskı oluşturduğunu söyledi. Bu faktörlerin birleşimi nedeniyle serbest piyasada fiyatların TMO alım fiyatlarının altında seyretmesinin çeşitli açıklamaları bulunuyor.

Sektör temsilcileri, fındık üretiminin rekabet gücünü koruyabilmesi için üretim maliyetlerinin düşürülmesi, verim ve kalite kayıplarının önlenmesi, ihracat pazarlarının genişletilmesi ve finansmana erişim maliyetlerinin azaltılması gerektiğini vurguluyor. Uzun vadeli, üreticiden sanayiciye kadar tüm paydaşları kapsayan politika adımlarının sektörün geleceği için belirleyici olacağı ifade ediliyor.

FINDIKTA 'YÜKSEK MALİYET VE KÜRESEL REKABET' UYARISI

Sayfada yer alan bilgiler tavsiye niteliği taşımayıp yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırımcı profilinize uymayabilir.

Deniz Yılmaz — Ekonomi Editörü
Editör: Berk Doğan