Ana Sayfa

Hareketle yeniden kazanılan yaşam: fizyoterapinin kapsamı ve modern yaklaşımlar

Giriş: Okuma: ~2 dk Editör: Serkan Varol
Paylaş
Emrah Tüfekçi, 8 Eylül Dünya Fizyoterapi Günü'nde fizyoterapinin yaşam kalitesini nasıl etkilediğini, modern yöntemlerle yatan hastalardaki rolünü anlattı.

Fizyoterapi yalnızca egzersiz değil

Sivas Numune Hastanesi'nde görev yapan fizyoterapist Emrah Tüfekçi, 8 Eylül Dünya Fizyoterapi Günü dolayısıyla fizyoterapinin kapsamını ve hedeflerini anlattı. Tüfekçi, fizyoterapinin halk arasında sıkça yalnızca egzersiz uygulamalarıyla eşleştirildiğini, oysa mesleğin esas amacının bireyin yaşam kalitesini artırmak ve günlük yaşam aktivitelerinde bağımsızlığını desteklemek olduğunu vurguladı.

Tüfekçi’ye göre fizyoterapinin tanımı; hareket ve fonksiyonun değerlendirilmesi, geliştirilmesi ve mümkün olduğunca korunmasının sağlanmasıdır. Bu yaklaşımda amaç sadece ağrıyı azaltmak ya da hareket açıklığını artırmak değil; kişinin gündelik hayatına aktif olarak katılabilmesini sağlamak ve bağımsızlığını güçlendirmektir.

Fizyoterapistlerin görev alanları:

Tüfekçi, fizyoterapistlerin çalışma alanlarının çok geniş olduğunu belirtti: kas-iskelet sistemi problemleri, nörolojik hastalıklar, ortopedik rehabilitasyon, kardiyopulmoner rehabilitasyon gibi farklı disiplinlerde hizmet veriliyor. Ayaktan rehabilitasyon birimlerinde hastalarla birebir çalışılarak fonksiyonel becerilerin güçlendirilmesi ve günlük yaşam aktivitelerine adaptasyon sağlanıyor.

Yatan hastalar için rehabilitasyonun hastaneye yatışla başlayıp taburculuk sonrasında da devam edebilen bir süreç olduğuna dikkat çeken Tüfekçi, özellikle uzun süre yatağa bağımlı kalan hastalarda hareketliliğin korunmasının, kas gücünün desteklenmesinin ve bağımsızlığın arttırılmasının kritik olduğunu söyledi.

Teknoloji ve özel bakım alanlarındaki uygulamalar:

Gelişen teknolojiyle birlikte fizyoterapide kullanılan yöntemlerin çeşitlendiğini aktaran Tüfekçi, artık manuel teknikler ve egzersizlerin yanı sıra robotik rehabilitasyon sistemleri ve elektroterapi gibi modern uygulamaların da programlara entegre edildiğini belirtti. Robotik sistemlerin, tekrarlı ve kontrollü hareket eğitimleriyle hareket fonksiyonlarının yeniden kazandırılmasında önemli katkı sağladığını, elektroterapinin ise uygun hastalarda ağrı kontrolü ve kas aktivasyonunu desteklediğini ifade etti.

Ayrıca yoğun bakımda erken ve güvenli mobilizasyonun, solunum fonksiyonlarının desteklenmesinin ve immobilizasyona bağlı komplikasyonların azaltılmasının fizyoterapinin öncelikleri arasında yer aldığını vurguladı. Palyatif bakımda ise hedefin yalnızca fonksiyonu artırmak değil; hastanın konforunu, hareketliliğini ve yaşam kalitesini desteklemek olduğunu ekledi.

Tüfekçi, mesleğin gündelik kazanımlarının önemine de değinerek, bir hastanın ilk adımını atması, yatağında daha bağımsız hareket edebilmesi ya da nefesinin rahatlamasının mesleki açıdan büyük anlam taşıdığını söyledi. Sözlerini 'Hareket varsa yaşam vardır' ifadesiyle özetleyen Tüfekçi, tüm meslektaşlarının 8 Eylül Dünya Fizyoterapi Günü'nü kutladı ve sağlıklı, hareketli bir yaşam için emek veren fizyoterapistlere teşekkür etti.

TÜFEKÇİ: "HAREKET VARSA YAŞAM VARDIR"

Serkan Varol — Genel Yayın Editörü
Editör: Serkan Varol