Ana Sayfa

Karadeniz'de ticaret ve can güvenliği risk altında: tahıl koridoru benzeri çözüm önerisi

Giriş: Güncelleme: Okuma: ~3 dk Editör: Berk Doğan
Paylaş
Dr. Sümeyye Uzun, Karadeniz'deki dron saldırılarının ticareti ve mürettebat güvenliğini zedelediğini belirterek, Tahıl Koridoru benzeri bir deniz koridoru öneriyor.

Karadeniz hattında artan risk ve bölgesel etkileri

Ondokuz Mayıs Üniversitesi Araştırma Görevlisi Dr. Sümeyye Uzun, Karadeniz'de ticari gemilere yönelik dron saldırılarının hem deniz taşımacılığını hem de gemi mürettebatlarının can güvenliğini doğrudan tehdit ettiğini vurguluyor. Bu saldırıların yarattığı belirsizlik, navlun ve sigorta maliyetlerini yükseltiyor; bazı taşımacılık firmalarının bölgedeki seferlerini durdurması ise liman gelirleri ve istihdamda gözle görülür düşüşlere yol açıyor.

Samsun limanı ve yerel ekonomiye yansımaları:

Uzun'a göre Samsun Limanı, coğrafi konumu nedeniyle savaştan en fazla etkilenen Türk limanları arasında öne çıkıyor. Rusya, Ukrayna ve diğer Karadeniz ülkeleriyle kurulan lojistik bağlar nedeniyle hasar gören gemilerin Samsun'a çekilmesi limanın tamir ve hizmet yükünü artırıyor; ancak limanın bu hizmet gelirleri, genel ticaret kaybı ve can güvenliği riskini telafi etmeye yetmiyor. Samsun merkezli bir firmanın Karadeniz seferlerini durdurması örneğinde görüldüğü gibi, kesintiler ticari gelirleri ve istihdamı azaltıyor. Uzun, Trabzon Limanı başta olmak üzere diğer Karadeniz limanlarının da benzer risklerle karşı karşıya olduğunu belirtiyor.

Alternatif güzergâhların sınırlılıkları:

Dr. Uzun, Karadeniz ticaretinin alternatif güzergâhlara kaydırılmasının maliyetli ve kısmi bir çözüm olduğunu ifade ediyor. Romanya ve Bulgaristan üzerinden sağlanabilecek koridorlarda Tuna Nehri aracılığıyla su yolu taşımacılığı kullanılabilse de, nehrin derinlik kısıtları yüksek tonajlı gemiler için engel teşkil ediyor ve yük aktarımı ek zaman ile maliyet getiriyor. Demir yolu hatlarındaki ray açıklığı farklılıkları ve kara yolu taşımacılığının daha küçük hacimler ve daha yüksek yakıt tüketimi gerektirmesi gibi unsurlar, deniz taşımacılığının yerine tam ikame oluşturamıyor. Rusya ile ticarette öne çıkan Gürcistan ve Azerbaycan koridorları da kapasite ve güvenlik açısından sınırlı kalıyor; dolayısıyla Balkan ve Kafkasya güzergâhları yalnızca tamamlayıcı rol üstlenebiliyor.

Uzun, zarar gören deniz hattının yerine geçecek çözümlerin hem finansal hem de operasyonel açıdan sürdürülebilir olmadığını, özellikle düşük kâr marjlı işletmeler ile taze meyve-sebze gibi bozulabilir ürün ticareti yapanların ilk etapta etkileneceğini belirtiyor. Belirsizliğin sürmesi hâlinde büyük ölçekli firmaların da üretim, stok ve teslimat planlarını alternatiflere kaydırabileceğine dikkat çekiyor.

Ticaret hacmi ve makroekonomik riskler:

Karadeniz'deki saldırıların Türkiye'nin dış ticaretine olumsuz yansıması zaten görülüyor. Uzun, Türkiye'nin Rusya ve Ukrayna ile dış ticaretinde daralma olduğunu; TÜİK verilerine göre iki ülkeye yönelik toplam dış ticaret hacminin 2024'te 58,8 milyar dolar iken 2025'te 55,8 milyar dolar seviyesine gerilediğini ve bunun yaklaşık %5,13 oranında bir düşüşe işaret ettiğini hatırlatıyor. Güvenlik riski çözülmezse bu daralmanın derinleşebileceğini, taşımacılık şirketlerinin limanlara gemi göndermekten kaçınmasının ihracat hacminde ciddi düşüşlere yol açabileceğini belirtiyor. Ayrıca tahıl, petrol ve diğer sanayi girdilerindeki aksamaların üretim maliyetlerini artırarak enflasyon üzerinde yeni baskılar oluşturabileceği uyarısı yapılıyor.

Çözüm önerisi ve Türkiye'nin rolü

Dr. Uzun, Karadeniz'deki mevcut koşullar altında ticaretin öncelikle deniz üzerinden sürdürülmesinin neredeyse bir zorunluluk olduğunu ifade ediyor ve bu nedenle Tahıl Koridoru Anlaşması'na benzer, ancak daha uzun vadeli ve sürdürülebilir bir deniz koridoru kurulmasını öneriyor. Bu tür bir mekanizmanın devreye alınabilmesi için hukuki, diplomatik ve devletlerarası koordinasyonun gerekliliğine dikkat çekiliyor.

Uzun'a göre Türkiye, Montrö rejimi kapsamında boğazları kontrol etme yeteneği ve güçlenen savunma sanayisi sayesinde bölgede stratejik bir arabulucu rolü üstlenebilir. Ancak bu inisiyatifin yüksek maliyetli ve kırılgan bir zeminde inşa edileceği; ayrıca saldırıların insani boyuta vurgu yaparak, tarafsız sivil mürettebatın hedef alınmasının ciddi psikolojik ve insani sonuçlar doğurduğu hatırlatılıyor. Sonuç olarak, karada ve denizde artan belirsizlik ortamında alınacak diplomatik ve lojistik önlemler, hem ticari akışı korumak hem de denizcilik emekçilerinin güvenliğini sağlamak bakımından öncelikli kabul ediliyor.

Dr. Sümeyye Uzun ve ilgili sektör raporları, sorunun tek başına şirketlerin çözebileceği bir mesele olmadığını; hukuk, diplomasi ve devlet politikalarının bütüncül müdahalesini gerektirdiğini vurguluyor. Karadeniz'deki ticaret koridorlarının güvence altına alınamaması durumunda bedelini ödeyeceklerin başında savaş kararlarında yer almayan sivil aktörler gelecektir.

SAMSUN’DA ONDOKUZ MAYIS ÜNİVERSİTESİ (OMÜ) İKTİSADİ VE İDARİ BİLİMLER FAKÜLTESİ ULUSLARARASI TİCARET VE LOJİSTİK BÖLÜMÜ ULUSLARARASI TİCARET ANABİLİM DALI ARŞ. GÖR. DR. SÜMEYYE UZUN, KARADENİZ’DE TİCARİ GEMİLERE YÖNELİK SALDIRILARIN TÜRKİYE’NİN DIŞ TİCARETİ VE ÖZELLİKLE SAMSUN GİBİ LİMAN KENTLERİNİN EKONOMİSİ ÜZERİNDEKİ OLASI ETKİLERİNİ DEĞERLENDİRDİ.

Sayfada yer alan bilgiler tavsiye niteliği taşımayıp yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırımcı profilinize uymayabilir.

Deniz Yılmaz — Ekonomi Editörü
Editör: Berk Doğan