Yargı masasına taşınan Milas: işin, zeytinin ve ailenin geleceği
milas'ta karar bekleniyor:
Danıştay’ın vereceği karar, Milas’ta yalnızca iki santral ve birkaç maden sahasının geleceğini belirlemeyecek; bölge ekonomisinin, esnafın ve binlerce ailenin yaşamını doğrudan etkileyecek bir sonuç doğuracak. Konuyu bölge halkı ve santral çalışanları adına TES-İŞ Sendikası Yatağan Şube Başkanı Fatih Erçelik ile Muhtarlar Danışma Kurulu Sözcüsü Dursun Uysal değerlendirdi. Her iki isim de duruşmanın sıradan bir dava olmadığını, kararın geniş sosyal ve ekonomik yansımaları olacağını söyledi.
ekonomik etki ve istihdamın boyutu:
Erçelik, Yeniköy ve Kemerköy tesislerinde yaşanacak üretim kesintisinin doğrudan ve dolaylı yansımalarına dikkat çekti. Buna göre, Yeniköy ve Kemerköy maden ve santrallerinde yaklaşık 3 bin 100 kişi doğrudan çalışıyor. Erçelik, "Alınan kararın sonuçlarını doğrudan yaşayacak olanlar bizleriz" diyerek, bakım, nakliye, yüklenici firmalar ve yerel tedarikçilerle birlikte üretimden geçimini sağlayan binlerce insanın daha bulunduğunu belirtti.
Erçelik, bölgede 40 yılı aşkın süredir süren madencilik faaliyetinin yalnızca işçi istihdamı anlamına gelmediğini; esnafın, nakliyecinin, küçük işletmelerin ve ailelerin günlük yaşamının bu üretime bağlı olduğunu söyledi. Soma örneğine atıf yaparak, santrallerin kapanmasının bölgeye nasıl etkiler bıraktığını hatırlattı ve aynı tablonun Milas’ta tekrarlanmasını istemediklerini vurguladı.
"Biz üretmek istiyoruz. Biz çocuklarımızın geleceğini kendi emeğimizle korumak istiyoruz. İşimize, emeğimize ve geleceğimize sahip çıkıyoruz," diyen Erçelik, maden ve santralin birbirinden bağımsız işlemediğini; kömürün santralin ihtiyacını karşıladığını, üretimin durmasının ilk bedelini ise işçilerin ödediğini ifade etti.
köyler, zeytin ve bölge gerçekleri:
Muhtarlar Danışma Kurulu Sözcüsü Dursun Uysal, davanın sadece hukuki bir süreç olmadığını; kararın köylerin, tarımın ve yerel ekonominin kaderini etkileyeceğini belirtti. Uysal, insanların hem tarımla hem de madencilikle geçindiğini, kazançların bölge içinde harcandığını ve bunun esnaf ile yerel işletmeler için hayati önem taşıdığını anlattı.
Uysal, üretimin durmasının sonuçlarını şöyle özetledi: "Üretimin durması; bölgedeki ekonomik hareketliliğin azalması, gençlerin iş için başka şehirlere gitmesi ve köylerimizin giderek boşalması anlamına gelir. Biz çocuklarımızın memleketlerinde çalışmasını, evini burada kurmasını istiyoruz." Ayrıca, "'zeytinler katledilecek' diyenler bugün yeni yalanların peşindeler" sözleriyle, çevre kaygılarını öne süren söylemler karşısında yerel gerçeklerin ve haritaların dikkate alınmasını istedi.
Uysal, kamulaştırma süreçlerinin yaşandığı köylerden birinin muhtarı olduğunu belirterek, hiç kimsenin köy merkezlerinin ortadan kalkmayacağını savundu. "Maden de bizim, zeytin de bizim; toprak da bizim, emek de bizim," diyerek hem doğanın korunmasının hem de insanların geçim kaynaklarının sürdürülmesinin birlikte gözetilmesi gerektiğini vurguladı.
kararın toplumsal yansımaları ve beklentiler:
Her iki temsilci de yargıya güvendiklerini, karar verilirken bölge halkının duruşunun ve ekonomik gerçeklerin dikkate alınmasını beklediklerini söyledi. Bölgedeki binlerce kişinin geleceğinin söz konusu olduğu bu süreçte, alınacak kararın sadece teknik veya hukuki değil aynı zamanda sosyal bir hüküm olacağı öne çıkıyor.
Erçelik ve Uysal’ın açıklamaları, Danıştay’ın kararının Milas için bir dönüm noktası olacağını; bunun istihdam, yerel yaşam ve kuşakların bölgeye bağlılığı üzerinde kalıcı etkiler bırakacağını gösteriyor. Bölge temsilcileri, kentin ve köylerin ekonomik ayak izinin korunması için üretimin devam etmesi gerektiğini yineliyor.
DANIŞTAY KARARI ÖNCESİNDE BÖLGE HALKI VE SANTRAL ÇALIŞANLARI BİR ARAYA GELDİ
Sayfada yer alan bilgiler tavsiye niteliği taşımayıp yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırımcı profilinize uymayabilir.