Erzurum kültürel mirasını sözlü geleneğin merkezine taşımaya çağrıldı
Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği (TDED) Erzurum Şube Başkanı Murat Ertaş, Erzurum’un yalnızca tarihi yapılar ve doğal güzelliklerle anılmaması gerektiğini, şehrin asıl zenginliğinin sözlü ve yazılı kültür mirası olduğunu vurguladı. Ertaş, Aşık Kerem, Yunus Emre, Dede Korkut ve Köroğlu gibi figürlerin Erzurum’un somut olmayan kültür varlıkları olduğunu belirterek, bu değerlerin yeni nesle aktarılmasının zorunlu olduğunu söyledi.
Kamu etkinlikleri ve yayın çalışmaları:
Ertaş, EİT 2025 Turizm Başkenti Erzurum etkinlikleri kapsamında şube üyelerinin bir yıl boyunca Aşık Kerem öykülerini anlattığını, yönetim kurulu üyesi Selim Adım tarafından hazırlanan "Âşık Kerem Erzurum’da" adlı kitabın EBB yayınlarından yayımlandığını aktardı. Ayrıca Erzurum Büyükşehir Belediyesi’nin, Kerem ile Aslı’nın buluştuğu noktaya yaptırdığı anıtın şehirde farkındalık oluşturduğunu belirtti. Ertaş, bu tür çalışmalara yenilerinin eklenmesi gerektiğini ifade etti.
Coğrafi izler ve sözlü geleneğin kökleri:
Köroğlu destanlarının Anadolu’dan Azerbaycan’a, Balkanlardan Türkistan’a kadar geniş bir coğrafyada yayıldığını hatırlatan Ertaş, Erzurum’un Köroğlu anlatılarında merkezi bir konum tuttuğunu söyledi. Şehirdeki kültürel izlerden örnekler vererek, bar adlarının bile bu geleneği taşıdığını; örneğin bir barın adının Köroğlu Barı olduğunu belirtti. 1990’lara kadar halk hikâyecisi Behçet Mahir (Hekatçı Behçet Emi) ve aşıkların kahvehanelerde Köroğlu hikâyelerini anlattığına dikkat çekti.
Dede Korkut hikâyelerinin mekânsal coğrafyasında Erzurum’un merkezî bir yerde olduğunu söyleyen Ertaş, Nahçıvan’dan Bayburt ve Trabzon’a, Abhaza ve Ahıska’ya kadar uzanan anlatı coğrafyasında Pasin Ovası ve Avnik Kalesi’nin (günümüzde Güzelhisar) öne çıktığını aktardı.
Yunus Emre ekseninde ise Erzurum’daki izlerin somutlaştığını belirtti: Tuzcu’daki makamın yanı sıra Taptuk Emre ile birlikte Tuzcu kabristanındaki kabirlerin yan yana oluşu ve Emreköy, Emrecik, Emrekom gibi köy adlarının varlığı, Yunus Emre’nin Erzurum’la olan bağını güçlendiriyor. Ertaş, bu veriler ışığında Yunus Emre’nin Erzurum’da bulunmasının kuvvetle muhtemel olduğunu söyledi.
Bu bulguların ve yayılan anlatıların şehir belleğinde canlı tutulması gerektiğini belirten Ertaş, sözlü edebiyatın okul programları, müze etkinlikleri, sergiler ve kültür turlarıyla desteklenmesini önerdi.
Kurumsal iş birliği ve sürekli programlar gerektiği
Ertaş, yerel yönetimler, üniversiteler, STK’lar ve kültür kurumlarının ortaklaşa çalışarak Aşık Kerem, Köroğlu, Dede Korkut ve Yunus Emre ile ilgili sürekli anma, söyleşi ve eğitim programları düzenlemesi çağrısında bulundu. Bu tür adımların hem Erzurum’un kültür turizmine katkı sağlayacağını hem de genç kuşakların şehir kimliğiyle bağını güçlendireceğini vurguladı.
Sonuç olarak Ertaş, Erzurum’un sözlü ve yazılı geleneklerini görünür kılacak projelerin hızlandırılması gerektiğini söyleyerek, bu isimlerin şehrin yaşayan mirası olarak korunup aktarılmasını talep etti.

TÜRKİYE DİL VE EDEBİYAT DERNEĞİ BAŞKANI MURAT ERTAŞ YAPTIĞI AÇIKLAMADA ERZURUM’UN SOMUT OLMAYAN KÜLTÜR VARLIKLARINA SAHİP ÇIKAMADIĞINI VURGULAYARAK, SADECE TARİHİ YAPILARIN VE DOĞAL GÜZELLİKLERİN DEĞİL ŞEHİR TARİHİNDE KÜLTÜREL HAYATIN EN ÖNEMLİ YAPICILARI OLAN İNSAN HAZİNESİNİN DE YENİ NESİLLERE TANITILMASI GEREKTİĞİNİ SÖYLEDİ.
Henüz yorum yapılmamış
Bu içerik hakkında ilk yorumu siz yapın!