kültürel miras bebeklerin üzerinde yeniden canlanıyor
Kütahya’da Kültür ve Turizm Bakanlığı sanatçısı ve somut olmayan kültürel miras taşıyıcısı Zekiye Eröz, kentin farklı yörelerine ait geleneksel kıyafet kültürünü bez bebekler aracılığıyla gelecek nesillere aktarıyor. Eröz, özellikle Tavşanlı, Domaniç ve Simav gibi ilçelerin dağ köylerine özgü kıyafetleri ayrıntılarıyla inceleyip bez bebekler üzerinde yeniden canlandırıyor.
Eröz, yöresel kıyafetlerin yalnızca müzelerde veya eski fotoğraflarda kalmaması gerektiğini vurguluyor ve bu kültürü genç kuşaklara tanıtmak için bebekleri bir araç olarak kullanıyor. Hazırladığı bebeklerde her yörenin kendine özgü renk, süsleme ve aksesuarlarına yer vererek Kütahya’nın kültürel zenginliğine dikkat çekiyor.
renkler, kumaşlar ve doğanın izleri:
Eröz, Kütahya’nın geleneksel kıyafet kültürünün oldukça zengin olduğunu belirtiyor. Özellikle Yörük köylerinde ve dağ köylerinde yaşayan insanların tabiatla iç içe yaşamlarının kıyafetlere yansıdığını, kıyafetlerde kullanılan renklerin ve kumaşların doğadan ilham alınarak seçildiğini anlatıyor. Geçmişte günlük yaşamın önemli bir parçası olan yün ve pamuklu kumaşların hem estetik hem de sağlıklı yapısı vurgulanıyor.
Konuşmasından bir bölüm: "Bizim kıyafet kültürümüz çok zengin. Özellikle Yörük köylerinde, dağ köylerinde, tabiatla iç içe yaşayan insanlarımız tabiatın bütün renkleriyle kıyafetlerini seçmişler, tercih etmişler. Yün kumaşları, pamuklu kumaşları seçmişler. Bunlar bugün günümüzde çok önem kazandı. Çünkü bunların sağlıklı olduğu iyice belirlendi. İnsanlar yavaş yavaş daha çok bunlara yönelmeye başladı, naylon ve sentetik giysilerden uzaklaşmaya başladılar."
boncuklar, kuş tüyleri ve süslemelerin önemi:
Yöresel kıyafetlerdeki en dikkat çekici unsurlardan biri süslemeler. Eröz, kadınların ve gelinlerin kıyafetlerinde boncuk kullanımının yoğun olduğunu, bazı yörelerde gelin başlıklarının kuş tüyleriyle süslendiğini aktarıyor. Kaynak sözlerle ifade edildiği gibi: "Genelde boncuklarla bezemişler kendilerini. Kuş tüyleriyle süslemişler gelinlerin başını. Boncuk oyaları çok fazla. Başlarına bu şekilde boncukları takı haline getirerek başlarına takmışlar. Bu şekilde kültürel bir zenginlik var."
Eröz, bu ayrıntıları bez bebeklerin üzerinde mümkün olduğunca korumaya çalıştığını ve böylece çocukların ve gençlerin geleneksel kıyafetleri görsel olarak tanıma fırsatı bulduğunu belirtiyor. Bebekler, kıyafetlerin renk, süsleme ve aksesuar zenginliğini küçük ölçekli ama doğru birer temsil olarak sunuyor.
Şehirleşmeyle birlikte kıyafet kültüründe gözlenen değişimler de Eröz’ün çalışmalarına motivasyon sağlıyor. Köylerden kentlere göç ve şehir yaşamının etkileriyle birlikte canlı renklerin yerini daha koyu ve tek tip giysilerin aldığı; siyahın kentte daha çok tercih edildiği anlatılıyor. Bu süreçte doğal kumaşların günlük hayattaki kullanımının azaldığı, sentetik kumaşların yaygınlaştığı belirtiliyor.
Eröz, değişime rağmen son yıllarda doğal ürünlere yönelik farkındalığın yeniden arttığını vurguluyor: "Ama şimdi çok şükür bir uyanış var. Bu konuda herkes doğal giysileri giymeye yöneliyor, pamuklu günlük giysileri. Çünkü vücudumuz bunlarla barışık." Ayrıca, "İlgi var, evet görüyorum ilgiyi. Bütün Türkiye çapında yalnız. Her yerde böyle bir yöneliş, farkındalık, önemseme olayı çoğaldı. Bu da insanı mutlu ediyor" sözleriyle geleneksel malzemelere dönüşün yalnızca Kütahya ile sınırlı kalmadığını, ülke genelinde bir farkındalık görüldüğünü belirtiyor.
Sonuç olarak Zekiye Eröz’ün el emeğiyle hazırladığı yöresel kıyafetli bez bebekler, Kütahya’nın farklı ilçeleri ve köylerine ait geleneksel kıyafetleri gelecek nesillere taşıyan, unutulmaya yüz tutan giyim kültürünün yaşatılmasına katkı sağlayan kültürel temsil nesneleri olarak öne çıkıyor.

Kütahyalı sanatçı, yöresel kıyafetleri bez bebeklerle gelecek nesillere taşıyor
Henüz yorum yapılmamış
Bu içerik hakkında ilk yorumu siz yapın!