Bahçeli'den uluslararası hukuk çağrısı
Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin yazılı açıklamasında İsrail’in bölgedeki saldırgan politikalarına karşı uluslararası hukuk zemininde tedbir alınması gerektiğini açıkladı. Bahçeli, 18 Ağustos tarihinde Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü’ne düzenlenen saldırının devletlerin egemenlik haklarına ve uluslararası hukuka aykırı bir örnek teşkil ettiğini kaydetti.
İsrail'e yönelik eleştiri ve uyarılar:
Bahçeli açıklamasında, "Bölgesel barış ve güvenliği tehdit eden saldırgan politikaları karşısında İsrail’in uluslararası hukuk çerçevesinde etkisizleştirilmesi, ertelenemez bir zorunluluk haline gelmiştir" ifadelerini kullandı. Ebu Zuhur saldırısını hem tarihsel yayılmacılığın bir tezahürü hem de yaklaşan seçimlere yönelik bir girişim ihtimali bağlamında değerlendirdi ve yapılanı hukuka, barışa ve bölgesel huzura yönelik kabul edilemez bir saldırı olarak nitelendirdi.
Türkiye’nin provokasyonlara gelmeyeceğini, fakat egemenlik hakları ihlal edildiğinde pasif kalmayacağını vurgulayan Bahçeli, "Türkiye çatışma arayan bir ülke değildir" dedi. Aynı zamanda ülkenin milli güvenliğini savunma iradesinin açık olduğunu belirterek, İsrail yönetiminin Türkiye’nin barış ve istikrar üretme kapasitesini tehdit olarak algılamasının "vahim bir stratejik hata" olduğunu ifade etti.
Bölgesel etkiler ve eleştiriler:
Bahçeli, İsrail’in Gazze’den Lübnan’a, Suriye’den İran’a uzanan politikalarının bölgedeki istikrarı zedelediğini, insan hakları ihlallerini derinleştirdiğini ve uluslararası hukukun aşınmasına yol açtığını belirtti. Netanyahu yönetimini; dini kimliği ve Yahudiliği siyasi hedefler doğrultusunda araçsallaştırmakla eleştirdi ve bu söylemlerin hem dinin evrensel ahlaki değerleriyle çeliştiğini hem de Yahudi toplumunun tamamına mal edilemeyeceğini vurguladı.
İsrail’in izlediği saldırgan ve yayılmacı siyasetinin "bütün bölgenin geleceğini tehdit eden başlıca güvenlik sorunlarından birine" dönüştüğünü kaydeden Bahçeli, bu yüzden İsrail’in hukuk zeminine çekilmesinin zorunlu hale geldiğini söyledi. Bahçeli, İsrail’in etkisizleştirilmesinin bir devletin ortadan kaldırılması anlamına gelmediğini; bunun hukuk dışı eylemlerin siyasi, ekonomik, diplomatik ve hukuki araçlarla sınırlandırılması olduğunu ifade etti.
Somut öneriler ve çok taraflı adımlar:
Açıklamada Bahçeli, bölgesel barış ve güvenliği tesis etmek amacıyla bir dizi öneri sıraladı. Öncelikle Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye ortaklığında imzalanan Mekke Anlaşması çerçevesindeki iş birliğinin üye sayısının artırılması ve bunun ileri aşamada Kudüs Paktı hedefiyle İslam ülkelerinin ortak güvenlik ve savunma inisiyatifi hâline getirilmesi gerektiğini savundu.
Bahçeli, ayrıca geçici bir Ortadoğu Barış Koalisyonu/Konseyi oluşturulmasını; ABD, Rusya, Çin ve AB’nin de süreçte yer alacağı bir yapının bölgesel istikrarın sağlanmasında etkin rol üstlenmesini önerdi. Bu çerçevede Türkiye öncülüğünde, Birleşmiş Milletler himayesinde toplanacak bir Ortadoğu Güvenlik ve Barış Konferansı ile Filistin’de iki devletli çözümün yol haritasının belirlenmesi gerektiğini vurguladı.
Diğer öneriler arasında Ankara Deklarasyonu ilan edilmesi, tarafsız bir Uluslararası Ateşkes Gözlem Misyonu kurulması, kurumsallaşmış bir Uluslararası Arabuluculuk Temas Grubu oluşturulması ve Kademeli Diplomatik Baskı ve Teşvik Mekanizması ile hem baskı hem ödüllendirmenin eş zamanlı uygulanması yer aldı. Bahçeli, yaptırımların tek başına kalıcı sonuç üretmediğini ancak diplomasi, ekonomik araçlar ve caydırıcılığın birlikte kullanılmasının gerekli olduğunu belirtti.
Filistin meselesi ve bölgesel güvenlik:
Bahçeli, Filistin sorununun Orta Doğu güvenlik mimarisinin merkezinde olduğunu vurgulayarak, 1967 sınırları temelinde, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız ve egemen bir Filistin Devleti kurulmasının bölgesel normalleşme için elzem olduğunu ifade etti. Filistin’de kalıcı bir siyasi çözüm sağlanmadan sürdürülebilir bir bölgesel güvenlik düzeni oluşturmanın güç olduğunu söyledi.
Uluslararası aktörlerin İsrail’e şartsız desteğinin son bulması gerektiğini savunan Bahçeli, Birleşmiş Milletler sisteminin etkinliğinin artırılmasının ve uluslararası hukukun merkeze alınmasının önemine dikkat çekti.
Açıklamanın sonunda Bahçeli Türkiye’nin dış politika ilkelerini yineleyerek şu değerlendirmeyi yaptı: "Türkiye, her zaman olduğu gibi savaşın değil barışın, işgalin değil egemenliğin, parçalanmanın değil toprak bütünlüğünün, hukuksuzluğun değil uluslararası hukukun tarafında yer almaktadır." Türkiye’nin bölgesel barış üretme kapasitesinin altını çizen Bahçeli, ülkenin hem insani hem de stratejik sorumluluklarla hareket ettiğini belirtti.
Bahçeli, son olarak "Türk milleti ayağa kalktığı zaman önünde durabilecek bir güç de yoktur" sözleriyle Türkiye'nin egemenlik haklarına yönelik saldırılar karşısındaki kararlılığını vurguladı ve Milliyetçi Hareket Partisi'ni bu süreçte milli vicdanın sesi olmakla tarif etti.

MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ GENEL BAŞKANI DEVLET BAHÇELİ, "BÖLGESEL BARIŞ VE GÜVENLİĞİ TEHDİT EDEN SALDIRGAN POLİTİKALARI KARŞISINDA İSRAİL’İN ULUSLARARASI HUKUK ÇERÇEVESİNDE ETKİSİZLEŞTİRİLMESİ, ERTELENEMEZ BİR ZORUNLULUK HALİNE GELMİŞTİR" DEDİ.
Henüz yorum yapılmamış
Bu içerik hakkında ilk yorumu siz yapın!