Lenfoma nedir ve nasıl ortaya çıkar:
Lenfoma, bağışıklık sisteminin hücreleri olan lenfositlerin kontrolsüz çoğalması sonucu gelişen bir grup hastalığı ifade eder. Hastalık sıklıkla boyun, koltuk altı veya kasık bölgesinde ağrısız ve giderek büyüyen lenf bezi şişlikleriyle kendini gösterebilir. Ancak lenfoma sadece lenf bezlerini etkilemez; kemik iliği, dalak, mide-bağırsak sistemi, cilt ve diğer organlara da yayılabilir. Memorial Sağlık Grubu Medstar Antalya Hastanesi Hematoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Müfide Okay Özgeyik, 15 Eylül Dünya Lenfoma Günü vesilesiyle hastalığın erken tanı ve tedavisi konusunda uyardı.
Lenfoma alt tipleri ve tanının önemi:
Doç. Dr. Müfide Okay Özgeyik, "lenfoma tek bir hastalık değildir" vurgusunu yapıyor. Lenfomalar temel olarak Hodgkin ve Hodgkin dışı lenfomalar olarak iki ana grupta sınıflansa da, bu başlıklar altında biyolojik özellikleri, ilerleme hızları ve tedavi yaklaşımları farklı birçok alt tip bulunur. Bu nedenle sadece "lenfoma" tanısı koymak tedaviyi planlamak için yeterli değildir; alt tipin, hastalığın yaygınlığının ve hastaya ait özelliklerin birlikte değerlendirilmesi gerekir.
Hangi belirtilere dikkat edilmeli:
En sık rastlanan bulgu, özellikle boyun, koltuk altı veya kasıkta gelişen ağrısız lenf bezi büyümesidir. Ancak her lenf bezi büyümesi lenfoma anlamına gelmez; enfeksiyonlar ve diğer iyi huylu durumlar da aynı bulguya yol açabilir. Önemli olan, enfeksiyon bulguları geçmesine rağmen küçülmeyen, büyümeye devam eden veya birkaç haftadan uzun süren şişliklerin değerlendirilmesidir.
Ek olarak, aşağıdaki şikayetlerden bir veya birkaçının birlikte görülmesi hekime başvurmayı gerektirir: gece terlemesi (çamaşır ve çarşaf değiştirmeyi gerektirecek düzeyde), istemsiz kilo kaybı, sürekli yoğun halsizlik, yaygın ve açıklanamayan kaşıntı, karında şişkinlik, ağrı ve erken doyma hissi, uzun süren öksürük, nefes darlığı veya göğüste baskı hissi, sık tekrarlayan enfeksiyonlar.
Şüpheli bir lenf bezi şikayeti olan kişilerin hekim danışmadan antibiyotik veya kortizon kullanmaması önemlidir. Özellikle kortizon, lenf bezini geçici olarak küçülterek biyopsi bulgularını etkileyebilir ve tanının gecikmesine yol açabilir.
Tanı ve tedavi yaklaşımları:
Lenfoma şüphesinde ilk adımlar hasta öyküsü ve fizik muayene, ardından gerekli kan tetkikleri ve görüntüleme yöntemlerinin uygulanmasıdır. Bununla birlikte kesin tanı, genellikle büyümüş lenf bezinden veya tutulan dokudan alınan biyopsinin patolojik ve gerektiğinde moleküler yöntemlerle incelenmesiyle konulur.
Tedavi seçenekleri lenfoma tipine, hastalığın yaygınlığına ve hastanın durumuna göre değişir. Tedavi araçları arasında kemoterapi, immünoterapi, hedefe yönelik ilaçlar ve radyoterapi tek başına veya kombinasyon halinde kullanılabilir. Bazı yavaş seyirli lenfomalarda, hasta yakın takipte herhangi bir şikayet göstermiyorsa hekim kontrolünde izlem (watchful waiting) tercih edilebilir; bu yaklaşım tedavinin gereksiz yere verilmesini ve yan etkileri önlemeyi amaçlar.
Son yıllarda monoklonal antikorlar, hedefe yönelik ilaçlar, antikor-ilaç konjugatları ve hücresel tedaviler gibi yeni seçeneklerin kullanıma girmesiyle, özellikle daha önce tedavi görmüş veya dirençli hastalarda kayda değer ilerlemeler sağlanmıştır. Uygun olgularda otolog ya da allojenik kök hücre nakli ve CAR-T hücre tedavisi de tedavi seçenekleri arasındadır. Pek çok lenfoma alt tipinde tedaviyle tam iyileşme mümkündür.
Doç. Dr. Müfide Okay Özgeyik’in vurguladığı gibi, geçmeyen, büyüyen veya birkaç haftadan uzun süren lenf bezi şişlikleri mutlaka hekime değerlendirilmelidir; erken tanı hem tedavi seçeneklerini genişletir hem de başarı şansını artırır.

MEMORİAL SAĞLIK GRUBU MEDSTAR ANTALYA HASTANESİ HEMATOLOJİ BÖLÜMÜ’NDEN DOÇ. DR. MÜFİDE OKAY ÖZGEYİK
Henüz yorum yapılmamış
Bu içerik hakkında ilk yorumu siz yapın!