Hastanın hikayesi
Nevruz Latif Akpınar (42), KKTC'nin Gazimağusa kentinde yaşayan, 18 yıldır biyoloji öğretmenliği yapan ve iki çocuk annesidir. Herhangi bir böbrek şikayeti yaşamayan Akpınar'ın sağ böbreğinde 9 santimetrelik bir tümör, rutin kontroller sırasında kansızlık ve demir eksikliği sebebiyle yapılan tetkikler sırasında tesadüfen tespit edildi. Birçok merkezde kendisine sağ böbreğin tamamen alınması gerektiği söylendiği için başta ameliyatı kabul etmiş ve böbreğini kaybedeceğini düşünmüştür.
Ailenin araştırması sonucu görüşülen Prof. Dr. Burak Turna ve ekibi, farklı bir yol izlemenin mümkün olabileceğini belirledi. Akpınar, İzmir'de Acıbadem Kent Hastanesi'nde değerlendirildi ve 25 Haziran'da planlanan robotik girişimle ameliyata alındı.
Operasyonun teknik zorlukları:
Prof. Dr. Burak Turna, vakayı değerlendirirken ameliyatın beklenenden çok daha kompleks olduğunu vurguladı. Eskiden böbrek koruyucu ameliyatlar genellikle 4 santimetrenin altındaki tümörlerle sınırlıydı, teknolojinin ve cerrahi deneyimin ilerlemesiyle uygun vakalarda bu sınır yaklaşık 7 santimetreye çıktı. Ancak hastanın tümörü 9 santimetre olup ana damarlara yakındı, bu da milimetrik hassasiyet gerektiren bir müdahale anlamına geliyordu.
Yaklaşık üç saat süren robotik cerrahi sırasında ekip, tümörü çevreleyen sağlıklı dokuyu koruyarak çıkardı. Prof. Dr. Turna, 'Bir milimetre fazla girsek böbreğe zarar verecektik, bir milimetre eksik kalsak tümör dokusu içeride kalacaktı' sözleriyle operasyonun hassasiyetini anlattı. Sonuçta tümör tamamen çıkarıldı ve böbrek korundu; bu tür vakalarda robotik parsiyel nefrektomi uygulanması oldukça nadir görülüyor.
Hastanın iyileşme süreci ve takip:
Akpınar, ameliyat sonrası iyileşme döneminin beklediğinden çok daha rahat geçtiğini aktardı. 'Hocamız beni 'Küçük kesilere aldanıp kendini zorlama' diye özellikle uyardı. Buna rağmen ameliyat olduğumu unuttuğum anlar bile oldu' diyerek minimal invaziv tekniğin günlük yaşamı hızlı şekilde geri kazandırdığını belirtti. Büyük kesi olmadığı için ağrı az oldu ve normale dönüş kısa sürdü.
Patoloji incelemesi sonucunda tümörün tamamen çıkarıldığı, börekte kanserli doku kalmadığı raporlandı. Prof. Dr. Turna, hastanın patoloji sonucunun temiz geldiğini ve ek tedaviye gerek olmadığını söyledi. İlerleyen dönemde hasta altı ay aralıklarla kontrole çağrılacak.
Akpınar, çevresinden ameliyat yöntemine şüpheyle yaklaşanlar olduğuna da değindi: 'Arkadaşlarım 'kandırılma' bile dedi. Ama bugün hem böbreğim yerinde hem de kanserden kurtuldum.' Bu sözler, uygun hastalarda organ koruyucu yaklaşımların hem fiziksel hem psikolojik kazanımlarını özetliyor.
Neden böbreği korumak önemli?
Prof. Dr. Turna, böbreğin korunmasının sadece organ kaybını önlemek olmadığını; uzun vadede hastanın yaşam süresini ve yaşam kalitesini etkilediğini vurguladı. Özellikle hastanın diyabet ve hipertansiyon gibi kronik hastalıklara sahip olması, böbrek koruma stratejisinin önemini artırdı. Yapılan bilimsel çalışmalar böbreği korunan hastalarda böbrek yetmezliği riskinin, dolayısıyla diyaliz gereksinimi ve ilişkili kalp-damar hastalıklarının azaldığını gösteriyor; bunun sonucunda yaşam süresi olumlu etkileniyor.
Bu vakada uygulanan robotik parsiyel nefrektomi, sınırlı kesi ile yüksek hassasiyette çalışma imkânı sağlayarak hem tümörün tamamen çıkarılmasına hem de organ dokusunun maksimum düzeyde korunmasına olanak verdi. Prof. Dr. Turna, bu büyüklükteki bir tümörde böbreği koruyarak başarılı sonuç elde etmenin nadir olduğunu, ancak doğru hasta seçimi ve deneyimli ekip ile mümkün olduğunu belirtti.
Hastanın yakın izlemi devam edecek; gerekli kontrollerle hem böbrek fonksiyonu hem de nüks açısından takip sağlanacak. Vakaya dair ekip ve hasta açıklamaları, cerrahi teknolojilerdeki ilerlemenin uygun vakalarda geleneksel yaklaşımlara alternatif oluşturabildiğini gösteriyor.

KKTC'Lİ ÖĞRETMEN NEVRUZ LATİF AKPINAR, DOKTORU PROF. DR. BURAK TURNA'YA TEŞEKKÜR ETTİ.
Henüz yorum yapılmamış
Bu içerik hakkında ilk yorumu siz yapın!