Jeotermal soğutma neden gündemde?
Jeotermal Enerji Derneği (JED) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kındap, Türkiye'nin dünyanın en zengin jeotermal kaynaklarına sahip ülkelerinden biri olduğunu hatırlatarak jeotermalin sadece elektrik üretimi ve konut ısıtması için değil, soğutma amaçlı da stratejik bir alternatif olduğunu belirtiyor. Yaz aylarında artan klima kullanımı, özellikle 12.00-18.00 arasındaki saatlerde şebekeye ciddi bir yük bindiriyor ve bu talep giderek büyüyor.
Mevcut yük ve geleceğe dair projeksiyonlar:
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı verilerine göre 2025 sonu itibarıyla hanelerde yaklaşık 11 milyon klima bulunuyor. Bakanlığın projeksiyonlarına göre bu rakamın 2035'e kadar yaklaşık iki katına çıkması bekleniyor. Kındap, yalnızca konutlarda kullanılan klimaların ısıtma ve soğutma amaçlı elektrik tüketiminin 2025'te 5-6 bin gigavatsaat seviyesinden 2035'te 12 bin gigavatsaat seviyesine yükseleceğini vurguluyor.
Ayrıca sıcaklıktaki her 1 santigrat derecelik artışın Türkiye'nin elektrik şebekesine yaklaşık 0,77 gigavat (770 megavat) ek kapasite ihtiyacı getirdiği hesaplanıyor. 2008'e kadar zirve talep genellikle kış aylarında görülürken, son yıllarda bu zirveler yaz aylarına kaydı ve 2025'te yaz-kış dönemleri arasındaki zirve farkı 2008'e kıyasla 12 kat arttı.
Jeotermal soğutmanın uygulama alanları ve teknik seçenekler:
Kındap, sıcak jeotermal kaynağın soğutma üretiminde kullanılmasının dünyada bilinen ve uygulanan bir teknoloji olduğunu belirtiyor. Ege Bölgesi başta olmak üzere güçlü jeotermal potansiyele sahip alanlardaki oteller, hastaneler, alışveriş merkezleri, sanayi tesisleri, organize sanayi bölgeleri, üniversite kampüsleri, kamu binaları, veri merkezleri ve toplu konut alanlarının jeotermal soğutma açısından değerlendirilmesini öneriyor.
Jeotermal ve toprak kaynaklı ısı pompalarıyla kışın ısıttığımız binaların yazın soğutulmasının mümkün olduğunu, ayrıca uygun sıcaklıktaki jeotermal kaynaklardan absorpsiyonlu sistemlerle doğrudan soğutma enerjisi üretilebildiğini vurguluyor. ABD Enerji Bakanlığı da jeotermal ısı pompalarının binalar, kampüsler ve bölgesel sistemlerde hem ısıtma hem de soğutma sağlayabildiğini ve yaygın kullanımının elektrik şebekesinin dengelenmesine katkı sunduğunu belirtiyor.
Kındap, jeotermalin tek bir kullanım alanına hapsedilmemesi gerektiğini, 12 aylık enerji ihtiyacının entegre sistemlerle yönetilmesinin ekonomik verimlilik sağlayacağını söylüyor.
Politika önerileri ve çağrı:
Jeotermal soğutmanın yaygınlaşması için Kındap, pilot bölgeler belirlenmesini, kamu yatırımlarıyla ilk örneklerin oluşturulmasını ve yatırım teşviklerinin devreye alınmasını öneriyor. Ayrıca jeotermal potansiyeli yüksek kentlerde kamu binaları, hastaneler, üniversiteler, turizm tesisleri ve organize sanayi bölgeleri için fizibilite çalışmaları yapılmasını, uygun projelerin enerji verimliliği teşvikleri kapsamına alınmasını ve yerli ekipman ile mühendislik kapasitesinin bu alana yönlendirilmesini talep ediyor.
Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) analizine atıfla, yaşam standartlarındaki yükselişin soğutma amaçlı enerji talebini küresel ölçekte 2035'e kadar yaklaşık 1.600 TWh artırabileceği belirtiliyor. Bugün soğutma küresel yıllık elektrik tüketiminin yaklaşık %10unu oluştururken, pik saatlerde bu pay %30a kadar çıkabiliyor.
Kındap'ın vurgusu net: Jeotermal enerjinin çok yönlü kullanım potansiyeli, yazın artan soğutma talebinin elektrik şebekesine bindirdiği yükü hafifletebilecek bir fırsat sunuyor ve bu potansiyelin enerji politikalarına entegre edilmesi gerekiyor.

JEOTERMAL ENERJİ DERNEĞİ (JED) YÖNETİM KURULU BAŞKANI ALİ KINDAP, "JEOTERMAL ENERJİYİ YALNIZCA ELEKTRİK ÜRETİMİ VE KONUT ISITMASI ÖLÇEĞİNDE GÖRMEMEK GEREKİYOR. TÜM GELİŞMİŞ ÜLKELER, BÖLGESEL ISITMA VE SOĞUTMA SİSTEMLERİNDE JEOTERMALİ DAHA SIK KULLANIYOR VE KAMU YÖNETİMLERİ TARAFINDAN DESTEKLENİYOR." DEDİ.
Henüz yorum yapılmamış
Bu içerik hakkında ilk yorumu siz yapın!