Paketli gıdaların günlük tercihler üzerindeki etkisi
Modern yaşamın hızı, hazır ve paketli ürünleri sofralarımıza daha sık taşırken; uzun raf ömrü ve pratiklik bu tercihlerin başlıca nedenleri arasında yer alıyor. Buna karşın bazı paketli gıdalar yüksek miktarda tuz, şeker, doymuş yağ ve fosfor içeren katkı maddeleri barındırıyor. Medicana Ataköy Hastanesi Nefroloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Banu Erkalma, bu tip ürünlerin sık tüketiminin böbrek sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekiyor.
Böbreklerin rolü ve fazla tuzun etkisi:
Böbrekler vücudun sıvı ve elektrolit dengesini sağlamak ve metabolik atıkları uzaklaştırmak gibi hayati işlevleri yürütür. Dr. Öğr. Üyesi Banu Erkalma, "Böbrek sağlığını korumak için yalnızca böbreğe yönelik beslenmekten ziyade genel olarak sağlıklı ve dengeli bir beslenme düzeni oluşturmak gerekiyor" diye belirtiyor. Paketli ürünlerin önemli bir bölümünde bulunan yüksek miktarda sodyum, kan basıncını yükselterek kontrolsüz hipertansiyona yol açabilir; zaman içinde bu durum böbreklerin süzme işlevini bozan hasarlara neden olarak kronik böbrek hastalığı riskini artırır.
Hangi ürünlere dikkat edilmeli:
Hazır çorbalar, cipsler, krakerler, hazır soslar, bulyonlar ve işlenmiş et ürünleri gibi gıdalar yüksek tuz içeriği ve katkı maddeleri nedeniyle sık tüketilmemeli. Erkalma, "Bu ürünlerin tamamını hayatımızdan çıkarmamız gerektiğini söylemek doğru olmaz. Önemli olan ürünün içeriği, tüketim miktarı ve sıklığıdır" diyor ve özellikle hipertansiyon veya böbrek hastalığı bulunan kişilerin bu tür ürünlere daha dikkatle yaklaşması gerektiğini vurguluyor.
Bazı paketli ürünlerde bulunan fosfat içeren katkı maddeleri ise özellikle kronik böbrek hastaları için önemli bir risk faktörü oluşturuyor. Sağlıklı böbrekler kandaki fosfor dengesini korur; ancak böbrek fonksiyonları azaldığında fazla fosforun atılması zorlaşır. Erkalma, kronik böbrek hastalarının ürün etiketlerini okuyarak "fosfat" veya "fos-" ile başlayan katkı maddelerine dikkat etmesi gerektiğini söylüyor.
Şeker içeriği yüksek paketli ürünler ve şekerli içecekler de doğrudan olmasa da dolaylı yoldan böbrek sağlığını tehdit ediyor. Fazla şeker tüketimi kilo alımına ve obeziteye yol açarak tip 2 diyabet riskini yükseltir; obezite ve diyabet ise kronik böbrek hastalığının başlıca risk faktörleridir. Ayrıca işlenmiş gıdalardaki sağlıksız yağlar kalp-damar sağlığını olumsuz etkileyerek kalp ve böbrek ilişkisini zayıflatır.
Dr. Erkalma, tüketicilere pratik bir öneri olarak ürün satın alırken etiket okuma alışkanlığı edinmelerini tavsiye ediyor: "Özellikle sodyum, ilave şeker ve fosfat içeren katkı maddelerinin miktarına dikkat edilmeli." Ayrıca taze sebze ve meyveler, tam tahıllar ve uygun protein kaynaklarının yer aldığı dengeli bir beslenme düzeni tercih edilmesini öneriyor.
Böbrek hastalıklarının uzun süre belirti vermeyebildiğini de hatırlatan Erkalma, yüksek risk grubundaki kişilerin düzenli kontrollere gitmesinin önemine vurgu yapıyor. "Hipertansiyon, diyabet, obezite veya ailede böbrek hastalığı öyküsü bulunanların böbrek fonksiyonlarını düzenli olarak kontrol ettirmeleri önemli" diyen Erkalma, yeterli sıvı tüketimi, düzenli fiziksel aktivite, ideal kilonun korunması ve tansiyon ile kan şekerinin kontrol altında tutulmasının böbrek sağlığının korunmasında büyük rol oynadığını belirtiyor.

MEDİCANA ATAKÖY HASTANESİ NEFROLOJİ UZMANI DR. ÖĞR. ÜYESİ BANU ERKALMA
Henüz yorum yapılmamış
Bu içerik hakkında ilk yorumu siz yapın!