Uluslararası İstanbul Sigortacılık Konferansı’nda gündem: iklim, teknoloji ve koruma açıkları
Sigorta Tatbikatçıları Derneği (STD) tarafından düzenlenen 18’inci Uluslararası İstanbul Sigortacılık Konferansı, Eureko Sigorta Konferans Salonu’nda sektör temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirildi. Açılış konuşmasını yapan Türkiye Sigorta Birliği (TSB) Başkanı Ahmet Yaşar, iklim değişikliği, doğal afetler ve küresel risk yönetiminin sigorta sektöründeki dönüşümü hızlandırdığını vurguladı.
Konferansta yapay zeka destekli risk yönetimi, iklim değişikliğine dayanıklı şehir tasarımları ve finansal piyasalardaki etkiler ele alındı. Yaşar, gelişen teknoloji ve veri analitiğinin riskleri daha iyi görme ve ölçme imkânı sunduğunu belirterek, sektörün yalnızca hasarı tazmin eden bir yapı olmaktan çıkarak riski azaltan ve dayanıklılığı güçlendiren bir role kaydığını ifade etti.
Sigortanın rolü dönüşüyor:
Yaşar konuşmasında, sigortacılığın artık "hasar ödeyen" bir sektör olmanın ötesine geçtiğini; riski öngören, ölçen ve azaltan bir ekosisteme dönüştüğünü söyledi. Bu bağlamda sektörün iklim, afetler, jeopolitik gelişmeler, siber riskler, finansal riskler ve mobilite gibi birbirine bağlı riskler karşısında daha kapsamlı çözümler üretebilmesi gerektiğini aktardı.
Yaşar, COP31’e giden süreçte ve kasım ayında Antalya’da düzenlenecek etkinliklere kadar bu konuları her platformda dile getireceklerini belirtti.
Sektör büyüklüğü ve koruma açığı önceliği:
Konuşmasında sektörün finansal verilerine de yer veren Yaşar, 2024 yılında 838 milyar lira prim üretimi ile kapandıklarını, 2025’te 1,2 trilyon lira seviyesine ulaşıldığını ve 2026 Ağustos itibarıyla sektörün üretiminin 1 trilyon lira civarına yaklaştığını söyledi. Bu rakamların yıllık bazda sırasıyla %46 ve %28 oranlarında büyümeyi gösterdiğini not etti.
Yaşar, sektördeki bakış açısının değiştiğini vurgulayarak, "Asıl hedefimiz prim üretimini artırmak değil, Türkiye’nin koruma açığını azaltmak" dedi. Sigortacılığın sadece risk transferi yapmadığını; topladığı primlerle oluşturduğu fonlar aracılığıyla uzun dönemli tasarruf, yatırım ve ekonomik istikrar için finansal derinlik sağladığını, yatırımların önünü açtığını belirtti.
Yaşar ayrıca sektörün kamunun üstündeki afet yükünü hafifletecek ve riskleri global reasürans piyasasıyla paylaşacak çözümlere odaklandığını aktardı.
Sigorta penetrasyonu ve hedefler:
STD Başkanı Fahri Altıngöz ise konferansın 18 yıldır sürdüğünü, ulusal ve uluslararası sigorta-reasürans oyuncularını bir araya getirdiğini söyledi. Altıngöz, Türkiye sigorta sektörünün büyüme trendinde olduğunu ve mevcut sigorta penetrasyonunun yaklaşık %2,7 seviyesinde bulunduğunu belirtti.
Altıngöz, OECD ortalamalarına ulaşmanın en az iki katına çıkmayı gerektirdiğini, bunun da yaklaşık 50-55 milyar dolar prim üretim büyüklüğüne tekabül edeceğini ifade etti. Buna ulaşmak için ön şartın sigortalılık oranlarının artırılması olduğunu vurguladı; örnek olarak motorun zorunlu sigortasında oranların %80-85, kaskoda %25-30 ve zorunlu deprem sigortasında %55-60 seviyelerinde olduğunu hatırlattı.
Toplantıda ayrıca iklim ilişkili risklerin, siber ve katastrofik risklerin çeşitlendiği ve arttığı, yeni ürün yelpazelerinin geliştirilmesi ile dünyadaki en iyi uygulamaların karşılıklı değerlendirilmesinin önemine vurgu yapıldı. Konferans, sektör paydaşları arasında hem politika hem ürün düzeyinde koruma açığını kapatmaya yönelik önerilerin paylaşılması açısından zemin sundu.

KONFERANSIN AÇILIŞINDA KONUŞAN TÜRKİYE SİGORTA BİRLİĞİ (TSB) BAŞKANI AHMET YAŞAR, İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ, DOĞAL AFETLER VE KÜRESEL RİSK YÖNETİMİ KONULARINDA SİGORTA SEKTÖRÜNÜN ÜSTLENDİĞİ KRİTİK ROLE DİKKAT ÇEKTİ.
Henüz yorum yapılmamış
Bu içerik hakkında ilk yorumu siz yapın!