uzmanın değerlendirmesi:
Doç. Dr. Hatice Mine Çakmak, 8 Kasım Lösemili Çocuklar Haftası dolayısıyla yaptığı açıklamada çocukluk çağı lösemilerinde erken tanı, doğru tedavi planlaması ve düzenli takibin önemine dikkat çekti. Löseminin, kemik iliğinde kan hücrelerini üreten hücrelerin anormal çoğalmasıyla ortaya çıktığını belirten Çakmak, bu durumun zamanla sağlıklı alyuvar, akyuvar ve trombositlerin yerini alarak vücudun oksijen taşıma, enfeksiyonlarla savaşma ve kanamayı durdurma işlevlerini olumsuz etkilediğini söyledi.
belirtiler ve erken başvuru için uyarılar:
Çakmak, lösemi belirtilerinin kan hücrelerinin görevlerine göre farklılık gösterdiğine işaret ederek, geçmeyen halsizlik, solukluk, nefes darlığı, tekrarlayan ateş ve enfeksiyonlar, nedensiz morluklar, ciltte küçük kırmızı noktalar, burun ve diş eti kanamaları ile kemik ve eklem ağrılarının
önemli bulgular olduğunu söyledi. Özellikle çocuklarda topallama veya yürümek istememe gibi yakınmaların da dikkate alınması gerektiğini vurgulayan Çakmak, bu belirtilerin her zaman lösemi anlamına gelmediğini fakat şikayetlerin uzun sürmesi, tekrarlaması veya birden fazla belirtinin birlikte görülmesi durumunda hekime başvurulması gerektiğini belirtti.
tanı süreçleri ve tedavi seçenekleri:
Tanı sürecinde öncelikle yapılan kan sayımının önemli bilgiler verdiğini aktaran Çakmak, şüpheli durumlarda kemik iliği örneği alınarak özel incelemeler ve genetik testlerin gerçekleştirildiğini ve bu incelemeler sonucunda hastalığın türüne göre tedavi planının oluşturulduğunu söyledi.
Çocukluk çağı akut lenfoblastik lösemi (ALL) tedavisinin temelini kemoterapinin oluşturduğunu belirten Çakmak, tedavi aşamalarının yoğun tedavi, ara idame, yeniden yoğunlaştırma ve idame şeklinde planlandığını. İdame tedavisinin çoğunlukla evde veya poliklinikte ağızdan alınan ilaçlar ve belirli aralıklarla yapılan damar içi tedavilerle sürdürüldüğünü, hastalığın merkezi sinir sistemine yerleşmesini önlemek amacıyla bazı ilaçların bel yoluyla uygulanabildiğini kaydetti. Tedavi süresinin kız çocuklarında yaklaşık 2,5 yıl, erkek çocuklarında ise yaklaşık 3,5 yıl olduğunu belirtti. Ayrıca hedefe yönelik ilaçlar, immünoterapi, ışın tedavisi ve kök hücre nakli gibi yöntemlerin de löseminin türüne ve hastanın durumuna göre uygulanabildiğini.
tedavinin tamamlanması ve takip önemine dair uyarılar:
Çakmak, tedavi sırasında bağışıklık sisteminin zayıflaması nedeniyle enfeksiyon riskinin arttığını, ateş yükselmesi durumunda vakit kaybetmeden tedavi yürütülen sağlık merkezine başvurulması gerektiğini vurguladı. Hastanın iyi hissetmesinin tedaviyi sonlandırmak için yeterli olmadığını belirten Çakmak, özellikle idame tedavisinin eksiksiz tamamlanmasının hastalığın tekrarlama riskini azalttığını ifade etti. Tedavi sürecinde bitkisel ürün veya besin takviyesi kullanımı konusunda ise mutlaka hekime danışılması gerektiğini hatırlattı.
Çakmak, lösemi tedavisinde son elli yılda önemli ilerlemeler kaydedildiğini; 1960'lı yıllarda yüzde 10’un altında olan çocukluk çağı ALL'de beş yıllık yaşam oranının yaklaşık yüzde 90a ulaştığını ve çocukluk çağı AML'de bu oranın yüzde 65-75 arasında değiştiğini söyledi. Akut lösemide tanıdan sonraki iki yılı hastalıksız geçiren çocukların büyük ihtimalle iyileşmiş kabul edildiğini, ancak her hastanın klinik özelliklerinin ve tedaviye yanıtının farklılık gösterdiğini, bu nedenle tedavi planlarının uzman hekimler tarafından bireysel değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Doç. Dr. Hatice Mine Çakmak son olarak erken tanı, doğru tedavi ve düzenli takibin lösemiyle mücadelede belirleyici olduğunu, günümüzde çocukluk çağı lösemilerinin önemli bir bölümünün başarıyla tedavi edilebildiğini kaydetti.

DÜZCE ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ ÇOCUK SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI ANABİLİM DALI ÖĞRETİM ÜYESİ VE ÇOCUK HEMATOLOJİ VE ONKOLOJİ BİLİM DALI ÖĞRETİM ÜYESİ DOÇ. DR. HATİCE MİNE ÇAKMAK, ‘2-8 KASIM LÖSEMİLİ ÇOCUKLAR HAFTASI’ DOLAYISIYLA YAPTIĞI AÇIKLAMADA LÖSEMİ HASTALIĞI, BELİRTİLERİ, TANI VE TEDAVİ SÜREÇLERİ HAKKINDA ÖNEMLİ BİLGİLER PAYLAŞTI.
Henüz yorum yapılmamış
Bu içerik hakkında ilk yorumu siz yapın!