Yatırım fonu tasfiyesinde devir işlemleri kamu bütçesine yük olmayacak
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşülen Tasfiyesine Karar Verilen Bazı Yatırım Fonları Hakkında Kanun Teklifi, tasfiyeye alınan fonların yatırımcı haklarının korunması ve fonlardaki varlıkların geri kazanımı amaçlarıyla tartışıldı. Teklifin sahibi AK Parti Samsun Milletvekili Ersan Aksu, düzenlemenin kapsamını sundu ve işlemler sırasında kamu kaynaklarının kullanılmayacağını vurguladı.
Düzenlemenin amacı ve kapsamı:
Komisyonda yapılan sunumda, teklifin olağanüstü tasfiye usullerini ve bu süreçte uygulanacak tanım, esas ve kuralları belirlemeyi hedeflediği belirtildi. Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı İsmail Hatipoğlu, mevcut Sermaye Piyasası Kanunu çerçevesinde olağan tasfiye hükümlerinin bulunduğuna ancak bazı yeni düzenlemelere ihtiyaç hissedildiğine dikkat çekti. Hatipoğlu, net yatırım tutarı tanımı ve ara ödeme müessesesinin mevcut mevzuatta yer almadığını, ayrıca 6183 ve 5411 sayılı Kanunlarla TMSF’ye verilmiş ek yetkilerin kullanılmasına ilişkin düzenleme gerektiğini söyledi.
Hatipoğlu ayrıca, TMSF’nin kurumsal kapasitesinin kullanılmasının, geri kazanım sürecini hızlandıracağı görüşünü paylaştı. Bu çerçevede teklifin, olağanüstü tasfiye mekanizmasını ve ilgili kurumların rollerini netleştirmeyi amaçladığı ifade edildi.
TMSF, saklamacı kuruluşlar ve süreçte görev dağılımı:
Sunumda, 2 saklamacı kuruluşun tasfiye sürecinde görevlendirildiği; olağan tasfiye uygulamalarında bu kuruluşlara böyle bir görev verilmesinin zor olduğu, dolayısıyla sürecin hızlı yürütülmesi için saklamacı kuruluşların aktif rol alacağının planlandığı belirtildi. Hatipoğlu, bu görevlendirmenin yatırımcı haklarının hızlıca geri ödenebilmesi bakımından önemine işaret etti.
MASAK’ın uluslararası talepleri ve varlık tespiti:
Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) başvuruları hakkında bilgi veren Hatipoğlu, bu dosya kapsamında MASAK’ın bugüne kadar 29 farklı ülkeden 48 ayrı talepte bulunduğunu ve toplam 278 gerçek ve tüzel kişiye ilişkin hesap ve mal varlığı sorgulamalarına yöneldiğini söyledi. Adli istinabe yoluyla başsavcılıklarla resmi iletişim kurulduğu ve yurt dışındaki varlıkların ülkeye kazandırılmasına ilişkin çalışmaların titizlikle sürdüğü vurgulandı.
Uluslararası örnekler ve hız ihtiyacı:
Hatipoğlu, kanun teklifinin hazırlanırken gelişmiş piyasalarda yaşanan fon vakalarının (örneğin Madoff vakası) incelendiğini; bu örneklerde varlıkların geri kazanım sürecinin uzun sürdüğünü, bunun yatırımcıların mağduriyetini uzattığını belirtti. Bu nedenle düzenlemede olağanüstü tasfiye hükümlerine ihtiyaç duyulduğu ifade edildi.
Fon sahipliği, TEFAS ve blokaj kayıtları:
AK Parti Samsun Milletvekili Ersan Aksu, TEFASP İşlem Blokaj Alt Hesabı’ndaki (PBLK) kayıtların iki temel nedeni olduğunu açıkladı: TEFAS’ta fiyatın belli olmaması nedeniyle işlemin gerçekleşmemesi ve fonların temerrüde düşmesi nedeniyle ödemelerin yapılamaması. Aksu, yalnızca satış talimatı verilmiş olmasının katılma payı sahipliğinin sona erdiği anlamına gelmediğini, mülkiyet hakkı bakımından katılma payı sahipliğinin devam ettiğini ve bu kişilerin tasfiye düzenlemesi kapsamında haklarının korunacağını kaydetti.
Teklifle ilgili verilere göre 7 portföy yönetim şirketinin 131 fonu tasfiyede, 17 fonda pay blokaj kararı bulunuyor; bunların 117 adedi alım satıma kapalı, 4 fon için de benzer bir durum söz konusu. Aksu, para blokajındaki kayıtların kalmasının yukarıda belirtilen iki sebepten kaynaklandığını belirtti.
Devir ve satın alma işlemlerinde maliyet sorumluluğu:
Aksu, Türkiye Emlak Katılım Bankası, Katılım ve Yeni Tasarlı Finansman AŞ ile İktisat Katılım Bankası AŞ’nin pay devri işlemlerine ilişkin durum tespitinin titizlikle yürütüldüğünü söyledi. Aksu, söz konusu satın alma veya devir işlemlerinin hiçbir şekilde kamu kaynağı, Hazine kaynağı veya vergi gelirleri kullanılmaksızın gerçekleştirileceğini vurguladı. Ayrıca ilgili şirketlerin ortaklarına ait menkul ve gayrimenkullerin bedelsiz olarak söz konusu şirketlere geri devredileceği ve bu varlıkların şirketlerin sermaye yapılarını güçlendirmek amacıyla kullanılacağı ifade edildi. Türkiye Emlak Katılım Bankası AŞ tarafından bu şirketlerin satın alınması için herhangi bir bedel ödenmeyeceği de belirtildi.
SPK’nın rolü ve yasa gerekliliği:
Aksu, Sermaye Piyasası Kurulu’nun tasfiye kurulu olmadığını; SPK’nın ilke kararları aldığını ve fonların olağan tasfiyelerini bu çerçevede gerçekleştirdiklerini söyledi. Ancak mevcut tablo ve hukuki koşullar nedeniyle olağanüstü bir tasfiye mekanizmasına ihtiyaç doğduğunu, bunun da ancak kanunla sağlanabileceğini ifade etti. Teklifin 131 fonla alakalı, spesifik ve geçici nitelikte olduğu vurgulandı.
Aksu, benzer sorunların tekrarlanmaması için SPK ve ilgili kuruluşların yeni yasal düzenlemeler üzerinde çalıştığını, bu düzenlemenin yılbaşından sonra komisyon gündemine gelmesinin beklendiğini aktardı. Ayrıca Cumhurbaşkanı kararıyla faaliyete geçirilen Devlet Denetleme Kurulu aracılığıyla varsa ihmallerin inceleneceğini belirterek, organize ihmal, kusur veya suç tespit edilmesi halinde ilgili listelerin açıklanmasını ve sorumluların cezalandırılmasını talep etti.
Etkin pişmanlık ve cezai sorumluluk:
Aksu, tekliflerinin herhangi bir etkin pişmanlık mekanizması getirmediğini, etkin pişmanlık hükümlerinin ancak yargı süreçleri kapsamında ve şartları oluşursa gündeme gelebileceğini söyledi. Mevcut düzenlemede ödemeler yapılsa bile cezasızlığın söz konusu olmayacağı, kanunun suçların karşılığında öngördüğü cezaların uygulanacağı belirtildi.
SPK adımları ve serbest fon düzenlemeleri:
SPK İkinci Başkanı Ahmet Aksu, serbest fonlarda olağan dışı işlemlerin tespit edilmesinin ardından yatırımcı korumasını güçlendirmek üzere düzenleme çalışmalarına başlandığını açıkladı. Bu kapsamda nitelikli yatırımcı alt sınırının 1 milyon liradan 10 milyon liraya çıkarıldığı, fon rehberi hazırlandığı ve TEFAS altyapısında iyileştirmeler yapıldığı bildirildi. Aksu, temerrüde düşen veya temerrüt riski taşıyan fonlar nedeniyle 17 Eylül itibarıyla 131 fonun tasfiyesine karar verildiğini ve bu fonların toplam fonların yaklaşık yüzde 4,5’ine denk geldiğini kaydetti.
MASAK’ın yetki sınırları ve kripto varlıklar:
MASAK Başkanı Hasan Kaymak, şüpheli işlemlerin bildirim yükümlülüğünün temel olarak yükümlülere (bankalar, aracı kurumlar, kripto varlık hizmet sağlayıcılar vb.) ait olduğunu, tüm mali işlemlerin MASAK denetiminden geçmediğini vurguladı. Kaymak, bazı işlemlerin hiçbir şekilde kayda girmemiş olabileceğini; örneğin kripto varlığın soğuk cüzdana alınması gibi durumlarda iz bırakılmayabildiğini belirtti. Bu tür işlemlerin tespiti ve takip edilmesinin teknik ve hukuki zorlukları olduğuna dikkat çekti.
Takasbank örneği: TLY fonu süreci:
Takasbank Genel Müdürü Yunus Arıncı, Tera Portföy Birinci Serbest Fonu (TLY) sürecini anlattı. TLY fonunun 7 Temmuz 2025 tarihine kadar kapalı fon olarak işlem gördüğünü, 1 Mart 2024 tarihli tebliğe göre kapalı fonların izahname değişikliğiyle açık fona dönüşebileceğini belirtti. Tera Portföy’ün 7 Temmuz 2025’te Takasbank’a yaptığı başvuru ve KAP bildirimi üzerine Takasbank işlemi açtığını, ancak SPK’nın 1 Ağustos 2025’te izahname değişikliğinin doğru olmadığını bildirmesi üzerine derhal işlemleri durdurduklarını anlattı. Ardından 6 Ağustos 2025’te SPK onayıyla fonun tekrar açıldığı ve SPK’nın şirkete çeşitli cezalar verdiği ifade edildi.
Komisyondaki görüşmeler, tasfiyeye alınan fonların yatırımcı haklarının korunması, varlıkların hızla değerlendirilip pay sahiplerine dağıtılması ve benzer olayların tekrar yaşanmaması için hem hukuki hem kurumsal tedbirlerin önemini ortaya koydu. Teklifin yasalaşması halinde uygulanacak usuller, ilgili kurumların görev dağılımı ve denetim mekanizmalarının nasıl işletileceği detaylandırılacak.

HAZİNE VE MALİYE BAKAN YARDIMCISI İSMAİL HATİPOĞLU, AK PARTİ SAMSUN MİLLETVEKİLİ ERSAN AKSU, SERMAYE PİYASASI KURULU (SPK) İKİNCİ BAŞKANI AHMET AKSU, MASAK BAŞKANI HASAN KAYMAK VE TAKASBANK GENEL MÜDÜRÜ YUNUS ARINCI, MİLLETVEKİLLERİNİN SORULARINI YANITLADI.
Henüz yorum yapılmamış
Bu içerik hakkında ilk yorumu siz yapın!