Adapazarı'da çaydan kıraathaneye uzanan bir mücadele
56 yaşındaki Nuran Aynur Sustan, eşi trafik kazasında vefat ettikten sonra yaşamını ve beş çocuğunun geleceğini güvence altına almak için uzun bir emek sürecine girdi. Yaklaşık 10 yıl çay ocaklarında çalışarak mesleği öğrenen Sustan, Çıracılar Caddesi'nde açtığı kıraathaneyle çevresinin önyargılarına rağmen iş sahibi oldu ve aile geçimini sağlıyor.
Zorluklar ve önyargılar:
Sustan, sektöre adım attığı süreçte sık sık önyargılarla karşılaştığını anlatıyor. "Sen erkek misin, erkeğin işini yapıyorsun" gibi sözlerle muhatap olduğunu söyleyen Sustan, buna kulak asmayıp işine odaklandığını belirtiyor. Birçok kişinin kendisine "Sen burada iş yapamazsın" dediğini ancak düzenli müşteri kazanarak ve sabırla çalışarak bu söylemleri boşa çıkardığını vurguluyor.
Eşinin vefatından sonra tek başına beş çocuğu büyüttüğünü söyleyen Sustan, "Kadın olsun erkek olsun, mücadeleyi veren sensin. Mecbur veriyorsun" sözleriyle, güçlü olmanın zorunluluk olduğunu ifade ediyor. Kızlarından birinin Bolu'da üniversitede okuduğunu ve arada yardıma geldiğini aktarıyor.
Günlük rutin ve ekonomik tablo:
Sustan haftanın her günü sabah 06.00'da dükkânını açıyor ve çoğu zaman tatil yapmadığını söylüyor. İş yerini bir “ev” gibi gördüğünü belirten işletmeci, müşterilerle kurduğu ilişkinin gelirinin ve düzeninin temelini oluşturduğunu anlatıyor.
Ruhsat alma ve işletme sürecinde karşılaştığı bürokratik şüpheleri de paylaşan Sustan, belediyede kıraathane açacağını söylediğinde yetkilinin önce güldüğünü ancak vazgeçmediğini aktarıyor. İşletmenin mali verilerine göre aylık kazancı 150 bin, oturduğu ev için ödediği kira 15 bin, işyeri için ödediği kira 10 bin. Muhasebe ve faturalar dâhil olmak üzere aylık giderinin 57 bini aştığını da söylüyor. Sustan, düzenli müşterilerinin desteğinin bu dengeyi kurmasında etkili olduğunu ifade ediyor.
Toplum algısı ve örnek duruş:
Sustan’ın hikâyesi, meslek ve cinsiyet üzerinden yapılan sınırlayıcı değerlendirmelere karşı bir örnek teşkil ediyor. "Cesareti olamayanlar çok" diyen Sustan, çalışmak isteyen bir kadının her şeyin üstesinden gelebileceğini savunuyor. Kendi deneyimi, hem kadınların ekonomik bağımsızlığına dair somut bir örnek sunuyor hem de toplumun algısını yavaş yavaş değiştiren bir etki yaratıyor.
İşyerini açarken ve işlerken yaşadığı güçlüklere rağmen Sustan, mahalle halkıyla kurduğu bağ ve düzenli müşterilerin katkısıyla hem üç çocuğunu evlendirmiş hem de diğer çocuğunu okutmaya devam ediyor. Kıraathanesini bir ev gibi gördüğünü, buradan vazgeçemeyeceğini yineleyerek, mücadelesinin sürdüğünü söylüyor.
Adapazarı Çıracılar Caddesi'nde faaliyet gösteren Sustan’ın öyküsü, yerel ekonomide kadın girişimciliğinin karşılaşabileceği engelleri ve bu engellerin nasıl aşılabildiğini gösteren güncel bir örnek olarak dikkat çekiyor.

5 ÇOCUK ANNESİ NURAN AYNUR SUSTAN, EŞİNİ TRAFİK KAZASINDA KAYBETTİKTEN SONRA KIRAATHANE İŞLETEREK 5 ÇOCUĞUNA BAKTI
Henüz yorum yapılmamış
Bu içerik hakkında ilk yorumu siz yapın!