Röportaj ve bağlam:
Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Dr. Yavuz Dizdar, 16. Uluslararası Kocaeli Kitap Fuarı’nda gerçekleştirdiği söyleşinin ardından İHA'ya verdiği özel röportajda kanserin oluşumu, tanı süreçleri ve tedavi sonrası tekrar riskine dair değerlendirmelerini paylaştı.
Hücre potansiyeli ve çevresel kontrol:
Dizdar, kanser hücresinin yoktan ortaya çıkmadığını; bölünme potansiyeli taşıyan bütün hücrelerin teorik olarak kanserleşebileceğini vurguladı. Ona göre sorun, hücrenin kendisinde değil çevresinde bulunuyor: hücreyi o halde tutan bir bağ dokusu ve çevresel kontrol mekanizmaları mevcut. Dizdar bu fikri örnekleyerek, arkaya yaslanabildiğini çünkü kendisini tutan bir "demir" olduğunu söyledi; o demir olmasa hücrenin kontrolünü kaybedip kanserleşebileceğini aktardı. Bu nedenle 'kanser hücresi aslında insan vücudunda var' tespiti bağlamında, hücre potansiyelinin her zaman açık bir tehlike anlamına gelmediğini belirtti.
Bağışıklık sistemi ve hücre tanıma:
Dizdar, bağışıklık sisteminin kanserleşmeye başlayan hücreleri sürekli denetlediğini; bunun için hücrelerin tanınmasını sağlayan belli kodların gerekli olduğunu söyledi. Bu süreci 'anahtar ve kilit ilişkisi gibi' benzetmesiyle anlattı ve yalnızca bağışıklığın değil, çevresel etkenlerin—"mahallenin baskısı"nın—de hücre düzeninin korunmasında önemli rol oynadığını savundu.
Tetkik artışı ve teşhis yoğunluğu:
Röportajda Dizdar, görüntüleme ve tetkik imkanlarının yaygınlaşmasının küçük bulguları daha sık tespit ettiğini ifade etti. Özellikle ultrason kullanımındaki artışa dikkat çekti; 1997'de nodül saptamalarının artışını buna bağladı ve kendi anısını paylaşarak 1988'de Batman'da bir ultrasona nasıl ulaşabildiklerini aktardı. Dizdar, artık her muayenehanede ultrason olmasının "biraz da fazladan tanıya" yol açtığını söyleyerek, vatandaşlara sık sık gereksiz kurcalamadan kaçınmaları uyarısında bulundu. Kendi ifadeleriyle: 'Bakın “pimpirikliler daha çok kanser oluyor” desem, inanın bana çünkü gidip kurcalıyor. Kurcalarsanız çıkıyor.' Bu çerçevede meme ve tiroid nodüllerinin fazla tarama ile daha sık ortaya çıktığına dikkat çekti.
Metastaz dağılımı ve tıp içindeki soru işaretleri:
Dizdar, metastazların neden belirli organlarda daha sık görüldüğüne dair tıpta devam eden tartışmayı aktardı. Vücuda göre en çok doku kasa ait olduğu için teorik olarak kaslarda daha fazla yerleşme beklenebileceğini; oysa pratikte deri ve kasta doğru düzgün metastaz görmediklerini, bunun yerine karaciğer ve akciğerde daha sık metastazla karşılaştıklarını belirtti. Bu durumun, kolonizasyon benzeri bir yerleşme mi yoksa vücudun genel bir biçim değişimine uğraması mı olduğu sorusunun henüz net yanıtlanamadığını vurguladı.
Yaş faktörü ve tanı zamanlaması:
Dizdar, yaşın kanser riskini teorik olarak artırdığını, bununla birlikte kuralın mutlak olmadığını söyledi; örneğin 90 yaşında olup hiç hastalık geçirmemiş, günlük yaşamda aktif bireylerin varlığını hatırlattı. Yaşla birlikte hücresel hasarın biriktiği hipotezi bulunduğunu, yaşlandıkça vücudun "pimpiriklendiğini" ve mikroskopik bulguların yaşlılarda daha kolay bulunduğunu anlattı. Örnek vererek; birinin prostatında 50 yaşında da mikroskopik karsinom bulabileceğinizi, 70 yaşında ise bunun neredeyse kaçınılmaz olacağını belirtti; fakat bunun her bulgunun kesin kanser olduğu anlamına gelmediğinin altını çizdi.
Tedavi başlangıcındaki başarı ve sonraki nüksler:
Son olarak Dizdar, kanser tedavisindeki ilk müdahalenin çoğu zaman etkili olduğunu; ancak bazı hücrelerin tedaviden etkilenmeyip sonra çoğalarak nüks oluşturduğunu söyledi. Bu süreci hücrelerin tedaviye adapte olması şeklinde açıkladı ve "hep gizli kalmış hücreler tekrar aktive oluyor" yorumunu paylaştı. Bu nedenle kimi zaman kemoterapinin bir yıl gibi uzatılmasının mantığına dair tıp içinde halen tartışmaların sürdüğünü, belki de yanlış yere baktıklarını ve bu konuyu ileride daha ayrıntılı tartışacaklarını ifade etti.

RADYASYON ONKOLOJİSİ UZMANI DR. YAVUZ DİZDAR, BU DURUMU KUŞKUCU KİŞİLERİN DAHA FAZLA TETKİK YAPTIRMASI ÜZERİNDEN ÖRNEKLENDİREREK, "BAKIN 'PİMPİRİKLİLER DAHA ÇOK KANSER OLUYOR' DESEM, İNANIN BANA ÇÜNKÜ GİDİP KURCALIYOR. KURCALARSANIZ ÇIKIYOR" DEDİ.
Henüz yorum yapılmamış
Bu içerik hakkında ilk yorumu siz yapın!