Söyleşi: Adriyatik’ten Tuna’ya
Dumlupınar Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Hakan Değirmenci, Eskişehir Türk Ocağı’nın Perşembe sohbetleri kapsamında düzenlenen söyleşide, eşi ve iki çocuğuyla üç yaz boyunca otomobille yaptıkları yaklaşık 15 bin kilometrelik Balkanlar ve Orta Avrupa yolculuğunu dinleyicilerle paylaştı. Etkinlikte yolculuğun çıkış noktası, izlenen rotalar ve seyahatin dil-tarih odağındaki gözlemleri aktarıldı.
Ses metaforu ve rota:
Değirmenci, yol anlatısını kurgularken ses metaforunu bir patika olarak kullandığını belirtti; sokağın, inancın ve tarihin sesini takip ettiklerini, kimi zaman ise sessizliğin başlı başına anlam taşıdığını vurguladı. Manastır, Üsküp, Prizren, Saraybosna ve Mostar ile Orta Avrupa şehirlerini kapsayan güzergahta, katılımcılara Türk dilinin ve ortak tarihin izlerini sahada gözlemleme çabasını anlattı. Değirmenci, bu durağında bölgedeki Türk varlığı ve Türkçenin canlılığına dikkat çekti ve sözlerini bu izlerin önemini vurgulayarak sürdürdü.
Tuna'nın tarihsel tanıklığı ve çağrı:
Konuşmasında, Viyana’dan Edirne’ye uzanan hatta büyük ölçüde Tuna Nehri güzergahının izlendiğini söyleyen Değirmenci, Sırpsındığı ve Mohaç zaferlerinden Belgrad’ın alınışına, Budin’in fethine ve Osmanlı ordularının Viyana kapılarına dayanmasına kadar uzanan sürecin izlerini yerinde takip ettiklerini aktardı. Aynı coğrafyada Petrovaradin, Semendre, Salankamen, Vezirac Tepesi ve Karlofça gibi mekânlarda Osmanlı’nın geri çekilişine dair hatıralarla karşılaştıklarını belirterek, "Tuna yalnızca bir nehir değil; zaferlerin, kayıpların ve tarih boyunca değişen sınırların hafızasını taşıyan bir tanık" ifadesini paylaştı.
Programın sonunda Değirmenci gençlere okuma ve araştırma çağrısında bulundu, katılımcıların sorularını yanıtladı. Söyleşi, Türk Ocağı Şube Başkanı Prof. Dr. Nedim Ünal’ın Doç. Dr. Değirmenci’ye şükran beratı takdim etmesiyle sonlandı.

DOÇ. DR. HAKAN DEĞİRMENCİ, ESKİŞEHİR TÜRK OCAĞI'NDA DÜZENLENEN SÖYLEŞİDE KONUŞTU
Henüz yorum yapılmamış
Bu içerik hakkında ilk yorumu siz yapın!