İstanbul açıklarında bekleyiş ve artan risk
Rusya ile Ukrayna arasındaki tırmanan gerilim, deniz ticaretinde somut sonuçlar doğurdu. Güvenlik endişeleri nedeniyle Karadeniz'e açılamayan çok sayıda ticaret gemisi, Marmara Denizi ve İstanbul açıklarındaki demirleme sahalarını doldurarak bölgeyi adeta bir gemi parkına çevirdi.
Transbosphor Denizcilik Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Can yaşanan durumu, seyir emniyeti ve Türk ekonomisi açısından tehdit olarak nitelendiriyor. Can, Karadeniz tarafındaki saldırıların bölgedeki ticareti neredeyse durma noktasına getirdiğini belirtiyor.
Marmara'da bekleyen filonun boyutları ve etkileri:
Normalde geliş kontrolleri tamamlanan gemiler 72 saat içinde yönlerine devam ederken, şu an demir sahalarının dolması nedeniyle bunların yaklaşık yüzde 90'ı Marmara açıklarında sürüklenerek (drift) beklemek zorunda kalıyor. Bu bekleyiş kıyı şeritlerine kadar yoğunluğun yansımasına neden oldu.
Can'ın verdiği rakamlara göre son dört ayda bölgede 206 gemi vuruldu; bunların yaklaşık 40'ı Türk sahipli ya da Türk bayraklı. Ayrıca bölgede hizmet veren yaklaşık 150 nehir‑deniz tipi Türk gemisi başka rotalara kaydırılamadığı için atıl duruma düştü. Can, sürecin 3-4 ay daha uzaması hâlinde bu filonun hurdaya çıkabileceği uyarısını yapıyor.
Bu durumun ekonomik yansımaları da sert: Boğazlardan geçişlerde ciddi düşüş yaşanıyor. Daha önce günde ortalama 200 gemi geçerken, sayı şimdi 30-40 seviyelerine indi. Bu gerilemeyle birlikte Boğaz gelirlerinin yıllık 800 milyon doları aştığı, 1 milyar dolar sınırına doğru gittiği dönemde gelirlerin 200 milyon dolar seviyelerine inebileceği öngörülüyor.
Çevresel tehdit ve tedarik zinciri riskleri:
Can, hedef alınan ham petrol tankerlerinin vurulmasının ciddi bir çevre felaketine yol açabileceğini vurguluyor. Vurulan tankerden sızacak ham petrolün Türk Boğazlarına doğru ilerleme riski bulunduğu ve bunun ekolojik açıdan büyük tehdit oluşturduğu belirtiliyor.
Buna ek olarak lojistik rotalarındaki tıkanma, alternatif ve daha maliyetli güzergahların kullanımına neden olacak; bu da navlun fiyatlarını yükselterek küresel ve yerel enflasyonu tetikleyebilir. Sektör temsilcileri, Ukrayna'nın bayrak ayrımı gözetmeksizin Rusya bağlantılı gördüğü gemileri hedef almasının global tedarik zincirini kırma riski taşıdığı uyarısını yapıyor.
Transbosphor yönetimi ayrıca, ticaret gemilerinin hedef alınmasının uluslararası hukuk açısından savaş suçu kapsamında değerlendirilebileceğini ve hukukçuların bu konuda çalıştığını aktarıyor.
Çözüm arayışları ve çağrılar:
Can, Dışişleri ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı'nın konuyla yakından ilgilendiğini belirterek, Tahıl Koridoru örneğine benzer yeni bir ticaret koridoru oluşturulması gerektiğini savunuyor. İstanbul Ticaret Odası'ndan (İTO) sektöre destek beklendiğini ve kendi başkanlığı durumunda yetkili makamlara öneriler sunarak Marmara'daki yoğunluk ve seyir emniyeti risklerinin hızla giderilmesi için çalışacağını söyledi.
Sonuç olarak, Karadeniz'deki gerilim deniz ticaretinde hem anlık lojistik sıkışmaya hem de orta vadede ekonomik ve çevresel risklere yol açacak bir baskı oluşturuyor. Türkiye'nin kıyı ve boğaz yönetimi ile ilgili altyapısı yoğunluğu izliyor, ancak çözüm için hem diplomatik adımlar hem de sektör koordinasyonu gerektiği açık.

KARADENİZ’DEKİ SALDIRI RİSKİ NEDENİYLE İLERLEYEMEYEN GEMİLER, İSTANBUL AÇIKLARINI ADETA OTOPARKA ÇEVİRDİ
Henüz yorum yapılmamış
Bu içerik hakkında ilk yorumu siz yapın!