Genetik farklılıklar tedavi yanıtlarını nasıl belirliyor:
Biruni Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Aslıhan Şengelen, aynı hastalığa sahip bireylerin tedavilere farklı yanıt verebildiğini belirterek genetik ve biyolojik özelliklerin tedavi başarısında belirleyici olduğunu söyledi.
"Aynı hastalığa sahip iki kişi neden aynı tedaviye farklı yanıt verir? Bir hastada başarılı olan ilaç, başka bir hastada beklenen etkiyi göstermeyebilir, hatta ciddi yan etkilere yol açabilir. Bunun önemli nedenlerinden biri, bireylerin genetik ve biyolojik özelliklerinin farklı olmasıdır. Kişiselleştirilmiş tıp, tedavi seçiminde hastalığın yanı sıra hastanın kendine özgü özelliklerini de dikkate almayı amaçlıyor"
Kanser tedavisinde tümörün genetik özellikleri:
Şengelen, moleküler biyoloji ve genetikteki ilerlemelerin hastalıkların daha ayrıntılı incelenmesine olanak tanıdığını, özellikle yeni nesil DNA dizileme teknolojilerinin bazı genetik değişiklikleri tespit etmeyi kolaylaştırdığını vurguladı.
Tümörün bulunduğu organ ve yayılımının yanı sıra artık tümörün moleküler profili de tedavi kararlarında rol oynuyor. Şengelen, akciğer kanserindeki belirli EGFR mutasyonları veya meme kanserindeki HER2 düzeylerinin hedefe yönelik tedavilerin seçilmesinde yol gösterdiğini söyledi.
Bu yaklaşımın etkinliğine dair çalışmalar da mevcut. Şengelen, Nature Medicine dergisinde yayımlanan ve 400 hastanın katıldığı bir çalışmada, tümörlerinin moleküler özelliklerine göre tedavi edilenlerde tedaviye yanıt oranının yüzde 17,5 olduğunu, standart tedavi grubunda ise bu oranın yüzde 10 olduğunu aktardı. Araştırmada ayrıca kişiselleştirilmiş tedavi grubunda hastalığın ilerlemesine kadar geçen sürede iyileşme görüldüğü, ancak genel sağkalımda henüz net fark konulamadığı belirtildi.
Laboratuvar modelleri ve organoid uygulamaları:
Kanser tedavisinde kullanılan bir diğer yöntem, hastanın tümöründen laboratuvarda oluşturulan üç boyutlu organoid modelleridir. Şengelen, organoidlerin tümörün bazı genetik ve biyolojik özelliklerini koruduğunu ve farklı ilaçlara verilen yanıtların önceden test edilmesine imkan verdiğini söyledi.
Şengelen, Clinical Cancer Research dergisinde yayımlanan bir çalışmada metastatik kolorektal kanser hastalarından oluşturulan organoidlerin 5‑florourasil ve oksaliplatin gibi ilaçlara verdikleri yanıtlarla hastaların tedavi sonuçları arasında anlamlı ilişkiler saptandığını belirtti. Ancak yöntemin halen araştırma ve klinik doğrulama aşamasında olduğunu, her hastadan organoid oluşturulamadığını ve laboratuvar kazanımlarının her zaman klinik yanıta yansımayabileceğini vurguladı.
Farmakogenetik ve ilaç güvenliği:
Genetik veriler sadece kanser değil, farklı hastalıklarda kullanılan ilaç seçiminde de önem taşıyor. Şengelen, farmakogenetik alanındaki gelişmelerin ilaçların daha güvenli kullanılmasına katkı sağlayabileceğini ifade etti.
Örneğin, The Lancet'te yayımlanan çok merkezli bir araştırmada yaklaşık 7 bin kişinin incelendiğini ve 12 gen analizine dayalı düzenlemeler yapıldığını aktaran Şengelen, klinik olarak anlamlı genetik varyant taşıyan ve tedavisi buna göre düzenlenen hastalarda önemli ilaç yan etkilerinin görülme olasılığının yaklaşık yüzde 30 azaldığını söyledi.
Gelecek perspektifleri ve sınırlamalar:
Şengelen, kişiselleştirilmiş tıbbın geleceğinde gen düzenleme teknolojilerinin de rolü olabileceğini belirterek, buna örnek olarak The New England Journal of Medicine'de 2025 yılında yayımlanan bir çalışmayı gösterdi. Çalışmada nadir görülen kalıtsal bir metabolizma hastalığı bulunan bir bebeğe, taşıdığı genetik değişikliğe özel geliştirilmiş CRISPR tabanlı bir tedavi uygulandığı; ilk değerlendirmelerde olumlu sonuçlar gözlendiği ancak tek olguya dayandığı için uzun dönem güvenlik ve etkinliğin bilinmediği vurgulandı.
Şengelen, kişiselleştirilmiş tıbbın sınırlamalarına da dikkat çekti: genetik testlerin maliyeti, erişim, laboratuvar yöntemlerinin standartlaştırılması ve kişisel genetik verilerin korunması gibi konuların önem taşıdığını belirtti. Ayrıca, her genetik değişikliğin hastalığa yol açmadığı ve her değişikliğe yönelik bir tedavi olmadığını hatırlattı.
"Genetik bilgi tek başına yeterli değil. Bu bilgilerin hastanın klinik bulgularıyla birlikte değerlendirilmesi gerekiyor. Geleceğin tıbbında 'Bu hastalık nasıl tedavi edilir' sorusunun yanında, 'Bu hasta için en uygun tedavi hangisidir' sorusu da giderek daha fazla sorulacak. Kişiselleştirilmiş tıbbın gerçek başarısını ise geliştirilen yöntemlerin laboratuvardaki potansiyelinden çok, hastalara ne ölçüde yarar sağlayabildiği belirleyecek."

BİRUNİ ÜNİVERSİTESİ MÜHENDİSLİK VE DOĞA BİLİMLERİ FAKÜLTESİ MOLEKÜLER BİYOLOJİ VE GENETİK BÖLÜMÜ DR. ÖĞR. ÜYESİ ASLIHAN ŞENGELEN
Henüz yorum yapılmamış
Bu içerik hakkında ilk yorumu siz yapın!