Meme kanseri sürecinde sürekli güçlü olma beklentisi hastaların yükünü artırıyor

Klinik Psikolog Dilara Boyraz Giriş, 'pozitif ol' baskısının meme kanseri hastalarında duyguları bastırıp yalnızlığı derinleştirebileceğini söyledi.


Meme kanseri sürecinde sürekli güçlü olma beklentisi hastaların yükünü artırıyor

duyguların görünür olması tedavinin parçasıdır:

ADANA (İHA) – Acıbadem Adana Hastanesi Klinik Psikolog Dilara Boyraz Giriş, meme kanseriyle mücadele eden kadınların üzerindeki "sürekli güçlü ve pozitif olma" beklentisinin psikolojik bir yük oluşturduğuna dikkat çekti. Giriş, iyi niyetli olsa da çevreden sıkça duyulan ifadelerin hastaların gerçek duygularını ifade etmesini zorlaştırabildiğini belirtti.

Tanı alan bireyler, tedavi sürecinde yalnızca fiziksel değil, duygusal açıdan da yoğun deneyimler yaşıyor. Korku, üzüntü, öfke ve belirsizlik gibi tepkiler tanıya verilen son derece anlaşılır tepkiler olarak tanımlanıyor; ancak bu duyguların bastırılması uzun vadede yalnızlık hissini ve psikolojik sıkıntıyı artırabiliyor.

tanı, tedavi ve sonrası dönemlerin duygusal seyri:

Giriş, tanı döneminde şok ve belirsizliğin, aktif tedavi sırasında ise fiziksel yan etkiler ve günlük yaşam sorumluluklarını yerine getirememenin öne çıktığını vurguladı. Tedavi tamamlandıktan sonra da kaygı, tedavinin tekrarlama korkusu veya yaşananları sindirmenin getirdiği zorlukların devam edebildiğini ifade etti.

"Pozitif düşün", "Sen çok güçlüsün" ya da "Moralini yüksek tutarsan iyileşirsin" gibi sözlerin, kişinin korkusunu, öfkesini veya üzüntüsünü dile getirmesini zorlaştırabileceği, duyguları bastırmanın çözüm olmadığı ve uyku, ilişkiler, iş yaşamı ile tedaviye uyumu olumsuz etkileyebileceği belirtildi.

ne zaman destek aranmalı ve hangi yaklaşımlar etkili olabilir:

Giriş, günlük yaşam işlevlerinin bozulmaya başladığı, randevulara gitmede, iş veya ev sorumluluklarını sürdürmede zorluk yaşandığında profesyonel desteğin önem kazandığını söyledi. Ani ve yoğun duygu durum değişiklikleri veya gündelik yaşamla baş etmede artan güçlükler de başvuru işaretleri olarak sıralandı.

Düşünce ve davranışçı odaklı terapi kaygı ve depresyon belirtilerinde, kabul ve kararlılık terapisi belirsizlikle birlikte yaşamayı öğrenmede, farkındalık temelli müdahaleler ise stres ve hastalığın tekrarlama korkusuyla baş etmede yararlı yaklaşımlar olarak belirtildi. Ayrıca benzer deneyimleri paylaşanların bir araya geldiği destek gruplarının yalnızlık hissini azalttığı aktarıldı.

Uzman, ileri evre meme kanserinde uzun süreli tedavi gören kişilerin süregiden belirsizlikle yaşadığını, önceliklerini yeniden gözden geçirdiklerini ve hastalıkla birlikte yaşamayı öğrenme sürecine gereksinim duyduklarını ifade etti.

yakın çevrenin rolü nedir:

Giriş, meme kanserinin yalnızca tanı alan kişiyi değil ailesini ve yakınlarını da etkilediğini belirtti. Yakınların sıkça ne söyleyeceklerini bilmedikleri için susmayı tercih edebildiğini, oysa destek olmak için "doğru cümleleri" bulmanın şart olmadığını vurguladı. Çoğu zaman yanında olmak, dinlemek ve somut destek sunmanın (yemek getirmek, randevuya eşlik etmek, birlikte vakit geçirmek) büyük anlam taşıdığı ifade edildi.

Örnek olarak, "Her şey yoluna girecek" gibi genelleyici sözler yerine "Yanındayım, neye ihtiyacın olursa söyle" demenin, kişinin duygularını küçümsemeden ona alan açacağı önerildi.

Son olarak Giriş, psikolojik iyilik halinin kanser bakımının ikincil ya da lüks bir parçası olmadığını; tedavinin ayrılmaz bir bileşeni olduğunu hatırlattı ve gerektiğinde profesyonel yardım almanın hem tedaviye uyumu hem de yaşam kalitesi için önemli olduğunu belirtti.

KLİNİK PSİKOLOG DİLARA BOYRAZ GİRİŞ

KLİNİK PSİKOLOG DİLARA BOYRAZ GİRİŞ

Serkan Varol

Serkan Varol

Genel Yayın Editörü

12 yıllık gazetecilik geçmişiyle ajans akışlarını denetleyen, günün manşetlerini belirleyen ve 26 kişilik ekibin haber koordinasyonunu sağlayan sorumlu editör.

Yorumlar

0

Henüz yorum yapılmamış

Bu içerik hakkında ilk yorumu siz yapın!