Venezuela'da Maduro Olayı: Doç. Dr. Emre Saygın 'Soğuk Savaş Geri Dönüyor'

Doç. Dr. Emre Saygın, Maduro'nun kaçırılmasını küresel güç rekabeti, petrol-jeopolitiği ve ABD-Çin çekişmesi ekseninde değerlendirerek soğuk savaş benzeri bir döneme işaret etti.

Yayın Tarihi: 07.01.2026 16:36
Güncelleme Tarihi: 07.01.2026 16:36

Venezuela'da Maduro Olayı: Doç. Dr. Emre Saygın 'Soğuk Savaş Geri Dönüyor'

Doç. Dr. Emre Saygın, Venezuela’da yaşananları değerlendirdi

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Emre Saygın, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun kaçırılmasıyla ilgili değerlendirmesinde, 'Adeta soğuk savaş günlerine geri döner gibiyiz' ifadesini kullandı.

Operasyonun kurgusu ve zamanlaması

Saygın, olayı kamuoyuna iyi kurgulanmış bir askeri hamle olarak tanımladı ve müdahalenin çok yönlü ve çok katmanlı etkileri olacağını vurguladı. Operasyonun 2026 yılının ilk günlerinde gerçekleşmesinin manidar olduğunu belirterek, ABD iç siyasetinde Başkan Trump'ı zorlayan dava ve suçlamaların yoğunlaştığı bir dönemde böyle bir hamlenin küresel ekonomi politiğini sarsabileceğini ifade etti. Saygın ayrıca bu sürecin 2011 yılından beri olgunlaştırıldığını kaydetti.

Güç dengeleri, Donroe Doktrini ve petrol boyutu

Doç. Dr. Saygın değerlendirmesinde şunları söyledi:

'Olayın perde arkasındaki nedenler aslında küresel güç dengelerine işaret ediyor. Burada ABD’nin Monroe Doktrini Trump’la beraber ilk harfi değişerek Donroe Doktrini, yani Trump’ın bir takım eklemeler yaparak geliştirdiği Donroe Doktrini ön plana çıkıyor. Bu bağlamda yakın dönemde çıkmış, yenilenmiş, güncellenmiş bir Amerikan Ulusal Güvenlik strateji söz konusu. Bu strateji doğrultusunda adeta soğuk savaş günlerine biraz daha geri döner gibiyiz. Bu ne demek? ABD’nin bölgedeki ya da kıtadaki ya da batı bloğundaki diyelim eski tabirle abi ya da hami rolünü tekrar üstlenmesi. Dolayısıyla da buradaki hami rolünü güçlendirecek şekilde elindeki sert güç unsurlarını daha çok müdahaleci biçimde devreye sokması söz konusu.'

'İkincisi olayın petrole bakan tarafı var. Şöyle ki 2010’lu yıllara kadar dünyada kanıtlanmış en büyük petrol rezervleri Suudi Arabistan’a aitti. Ancak yeni yapılan keşiflerle Venezuela dünyada kanıtlanmış petrol rezervleri bakımından en yüksek hacimli rezervlere sahip ülke oldu. Dolayısıyla Venezuela’ya müdahale aynı zamanda petrol kaynaklarına müdahale ve Amerikan şirketlerinin buradaki hegemonyasını tekrar tahkim edilmesini beraberinde getiriyor. Dolayısıyla burada Venezuela petrol gündeminden ve bunun bir devamı olarak Danimarka’nın, Grönland’ın ilhakı ve oradaki nadir toprak altı elementlerini elde etme gündemi üzerinden durumu ABD’nin aslında enerji ticaretinin dolar üzerinden yapılmasını sağlayacak imtiyazlı bir alan oluşturma gayreti olarak görebiliriz. Dolayısıyla biraz da küresel ekonomi politik çerçevede okunabilir.'

ABD-Çin-Rusya ekseni ve bölgesel yansımalar

Saygın, operasyonda ABD-Çin rekabeti ve Rusya faktörünün de görüldüğünü belirtti:

'Çin’in ticaret hacminde Latin Amerika büyük bir yer tutuyor. Dolayısıyla Amerikan ana karasını tehdit eden yakın hinterlantta Çin etkisinin kırılması, Rusya’nın verdiği askeri destekle beraber bölge ülkelerinin ABD’ye karşı pozisyon almalarının engellenmesi bakımından da bu operasyon aslında ABD’nin sert gücünü tekrar Latin Amerika’da kullanıp Çin’e ve Rusya’ya bir mesaj vermesi olarak da okunabilir. Bildiğimiz gibi Avrupa’da Rusya ile Ukrayna arasındaki savaştan kaynaklı bir güvenlik boşluğu ya da istikrarsızlık durumu söz konusu. Avrupa Birliği savunma harcamalarına bütçeler içinde çok fazla yer vermeyen ülkelerden oluşuyor. Trump’ın da zaten Avrupa’ya yönelttiği en büyük eleştiri buydu. Amerika’nın enerjisini, gücünü, ilgisini, odağını Latin Amerika’ya kaydırması ve dolayısıyla Pasifik üzerinden Asya’ya kaydırması aslında Avrupa ülkelerinin Rusya’yla baş başa kalmasını getiriyor. Dolayısıyla bu Avrupa açısından da ontolojik bir problem ortaya çıkarıyor. Yani varoluşsal bir problem yaşayacaklar ve tarih boyu aradıkları bütünleşme hamlesine 2. Dünya Savaşı’ndan sonra başlamışken bugün tekrar bunu belki de dağıtmak veya tahkim ederek, üzerine koyarak daha da kuvvetlendirmek yoluna gidecekler. Ancak ilk ihtimal biraz daha ön planda gibi görünüyor.'

Türkiye'ye etkileri

Doç. Dr. Saygın, konunun Türkiye açısından taşıdığı anlamı şu sözlerle özetledi:

'Türkiye geleneksel dış politikası itibariyle bölgesinde bir istikrarsızlık olsun istemiyor. Bölgesel istikrarsızlığın kaynağı olmayı da istemiyor. Dolayısıyla özellikle Cumhurbaşkanımız ile ABD Başkanı Trump arasındaki lider diplomasinin son dönemdeki güçlü trendi ve burada Türkiye’nin bölge dengeleri üzerindeki etkisinin kavranabilmiş olması Türkiye’yi güçlü bir konuma sürüklüyor. Öyle ki Türkiye burada ABD’nin ilgisini Pasifik’e kaydığı bir durumda, Orta Doğu’daki dengelerde belirli bir aktör olarak rol alabiliyor. Bölgesel statükonun sarsılması durumunda ise Türkiye kendi menfaatleri doğrultusunda hedefe yürüyebilme kapasitesi olan bir ülke. Burada da bir yönetim değişikliği potansiyelini olabileceğini varsayıyoruz. Dolayısıyla burada Türkiye’nin pozisyonu komşusu olan İran’ın bir istikrarsızlığa sürüklenmemesi yönünde. Ancak böyle bir durumda Türkiye’nin de yine bölgesel pozisyonunu takip edeceği yani bölgede 1979 devriminden sonra İran’ın bölgedeki yayılmacı doktrinini frenleyecek mekanizmaları daha kuvvetli bir şekilde devreye alabileceğini öngörebiliriz.'

Genel değerlendirme

Saygın, sözlerini özetlerken müdahalenin görünenden daha büyük küresel etkileri olabileceğini ve uluslararası sistemi soğuk savaş dönemindeki güç rekabetine geri döndürebileceğini belirtti. Ayrıca büyük güç rekabetinin vekalet savaşları/operasyonları üzerinden küçük ülkeler üzerinde yoğunlaşabileceği uyarısında bulundu.

ESOGÜ İKTİSADİ VE İDARİ BİLİMLER FAKÜLTESİ ÖĞRETİM ÜYESİ DOÇ. DR. EMRE SAYGIN

ESOGÜ İKTİSADİ VE İDARİ BİLİMLER FAKÜLTESİ ÖĞRETİM ÜYESİ DOÇ. DR. EMRE SAYGIN

Yazar
EDİTÖR

Selin Karaca

2 yıllık parlamento muhabirliği deneyimi var. Ankara kulislerine hakim, meclis gündemini ve parti genel merkezlerindeki hareketliliği anlık olarak sisteme giren kıdemli bir editör. Resmi dil ve protokol haberciliği konusunda uzmandır.