12 Eylül mağdurunun 46 yıllık tanıklığı
Türkiye siyasi tarihinin en derin yaralarından biri olarak anılan 12 Eylül 1980 darbesi, mağdurların hafızasında canlılığını koruyor. Sivas'ta yaşayan Hürriyet Gül, 19 yaşında girdiği cezaevinden 28 yaşında çıktığını, üç ayrı cezaevinde kaldığını ve aradan geçen 46 yıla rağmen yaşadıklarını unutamadığını söyledi.
cezaevlerinde uygulanan yöntemler:
Gül, cezaevlerinde gördükleri işkencelerin hem fiziksel hem de psikolojik boyutlarının olduğunu anlattı. Özellikle Mamak ve Malatya cezaevindeki uygulamaları yoğun ve sürekli olarak tanımladı. "Biz 12 Eylül değil de 'Kara Eylül' diyoruz" diyerek, dönemin toplumda oluşturduğu kutuplaşmaya ve bunun darbenin alt yapısını hazırlamasına dikkat çekti.
Gül, işkence yöntemleri arasında askıya alma (Filistin askısı), falaka, elektrik verme ve vücuda sigara söndürme gibi uygulamalar olduğunu; bunların hem bedenlerinde hem de ruhlarında derin izler bıraktığını belirtti. Mamak'ta C5 diye anılan bölümde her gün yeniden yakalanmış gibi uygulamalara maruz kaldıklarını ifade etti.
kişisel bedel ve teslim oluş süreci:
Hürriyet Gül, cezaevinden kaçmayı başardığını ancak ailesinin rehin alınması ve eşinin gözaltına alınmasıyla dönüp teslim olmak zorunda kaldığını anlattı. Gül, teslim olması için babasına yöneltilen "Eğer oğlun gelmezse eşine tecavüz ederiz" tehdidini aktararak, dönemin baskı yöntemlerinin aileler üzerinde yarattığı trajik sonuçlara dikkat çekti.
Gül, yaşadıklarını anlatırken sadece fiziksel işkenceyi değil, aynı zamanda uygulayıcıların dinsel söylemleri kullanarak yaptıkları psikolojik zorlamayı da vurguladı: "Biz Allah dedikçe, 'burada Allah yok' dediler" sözleri, o dönemki moral çöküşün boyutunu özetliyor.
politik değerlendirme ve günümüze yansıması:
Gül, 12 Eylül döneminin ardında yatan dış ve iç etkenlere işaret ederek, toplumun kasten kutuplaştırıldığını; sağ ve sol grupların hem içeriden hem dışarıdan tetiklenerek cezaevlerine doldurulduğunu savundu. 1983-1984 döneminde Turgut Özal iktidara geldikten sonra uygulamaların hafiflediğini ancak emperyalist güçlerin Türkiye üzerindeki etkisinin bitmediğini, bunların ileride ortaya çıkan FETÖ kalkışması gibi olgularda da görüldüğünü düşündüğünü söyledi.
Gül, ülke gençliği ve vatan savunmasına ilişkin duruşunu da anlattı; kendi kuşağının yaşadığı baskılara rağmen aidiyet duygusunu koruduğunu ve farklı kimliklerle kardeşlik içinde yaşama arzusunu vurguladı.
Hikâyesi, darbe sonrası uygulanan sert yöntemlerin insan hafızasında nasıl derin izler bıraktığını; fiziksel yaraların yanı sıra travma, aile ve toplum bağlarında onarılamaz tahribatlar oluşturduğunu gösteriyor. Hürriyet Gül gibi tanıkların anlattıkları, 12 Eylül'ün toplumsal hafızadaki yerini canlı tutuyor.

HÜRRİYET GÜL
Henüz yorum yapılmamış
Bu içerik hakkında ilk yorumu siz yapın!