İstanbul'da düzenlenen 13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu'ndan öne çıkanlar
İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan, "Küresel Krizlere Kur'an'ı Çözüm" temalı 13. Bediüzzaman Sempozyumu'nun açılışında adalet, güç, servet ve teknolojinin rolüne dair güçlü bir uyarı yaptı. Etkinlik 4-6 Ekim tarihleri arasında İstanbul'da gerçekleşiyor; açılışa Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, İstanbul Valisi Davut Gül, Suriye Evkaf Bakanı Dr. Muhammed Ebulhayr Şükrü ve Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş ile çok sayıda davetli katıldı.
Açılış ve katılımcı profili:
Programda, sempozyumun kapsamına vurgu yapılırken, "Zulmün faili değiştiğinde zulmün adı değişmez" ifadesi öne çıktı. Organizasyona 60'tan fazla ülkeden katılım sağlandığı ve yaklaşık 300'e yakın uluslararası akademisyen ve alimın bu buluşmada yer aldığı bildirildi.
Adalet, zulüm ve aidiyet:
Erdoğan, konuşmasında uluslararası karar mekanizmalarının çarpıklığına dikkat çekti. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi örneğini vererek, veto yetkisinin bazı kararların çıkmasını engelleyebildiğini ve bunun sonuçlarının binlerce kilometre uzakta sivillerin hayatına mal olabildiğini söyledi. "Adalet karşıdakinin kimliğine göre değişmez" vurgusunu yapan Erdoğan, Gazze'de yaşanan dramlara toplumların farklı tepkiler vermesini eleştirdi ve Kur'an'ın ölçüsünü hatırlattı: "Ukrayna'daki çocuklar sarışın, Gazze'deki çocuklar esmer, bunun bir farkı olmadığını, olmaması gerektiğini bize hatırlatıyor."
Kur'an'ın servet ve teknoloji ölçüsü:
Erdoğan, Kur'an'ın serveti reddetmediğini; meşru kazanç, mülkiyet ve ticareti kabul ettiğini ancak servetin insanı esir almasına karşı bir ahlak koyduğunu ifade etti. Zekat ve infakın bu dengenin somut kurumları olduğuna dikkat çekti: "Kul hakkı hassasiyetini hayatımızın bir ölçütü olarak önümüze koyuyor."
Teknolojinin sunduğu imkânların etik sorumluluğu daha da artırdığını belirten Erdoğan, yapay zekâ ve dijital bilinç alanındaki düzenlemelerin yetersizliğine işaret etti. "Teknoloji bize neyi yapabileceğimizi söylüyor, fakat her yapabildiğimiz şeyi yapmamız gerekip gerekmediği hususuna teknoloji cevap vermiyor" diyerek, teknolojinin ahlakla yürütülmesi gerektiğini savundu.
Bediüzzaman perspektifi ve sempozyumun mesajı:
Erdoğan, Bedîüzzaman'ın Kur'an merkezli medeniyet anlayışından alıntılar yaparak, gücün, servetin, bilginin ve teknolojinin hangi istikamette kullanılacağının önemini vurguladı. "İmkan mizandan koptuğunda kriz büyüyor" tespitiyle, gücün zulme, servetin tahakküme, bilginin fitneye dönüşebileceğini, ancak bunların adalet, hikmet ve sorumlulukla buluştuğunda farklı bir dünyanın mümkün olacağını belirtti.
Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş da sempozyumun başlığını tarihe öykünen bir nostalji yerine, Kur'an'ın değişmeyen hakikatlerini çağın meseleleriyle yeniden ilişkilendirme çabası olarak değerlendirdi. Arpaguş, bilgi ve teknolojiyi ahlakla; kalkınmayı adaletle; özgürlüğü sorumlulukla; farklılığı kardeşlikle; gücü merhametle buluşturma hedefinin bu çalışmaların temelini oluşturduğunu söyledi.
Sonuç olarak açılış, Kur'an merkezli bir ölçü çağrısını tekrarlarken, katılımcılar çağın kronikleşen sorunlarına Kur'anî ilkeler çerçevesinde kalıcı çözümler üretme arayışının önemini vurguladı.

DİYANET İŞLERİ BAŞKANI PROF. DR. SAFİ ARPAGUŞ, MODERN ÇAĞIN KRONİKLEŞEN SORUNLARINA KALICI ÇÖZÜM BULMA ARAYIŞINI ÖNEMLİ VE KIYMETLİ BULUYORUZ" DEDİ.
Henüz yorum yapılmamış
Bu içerik hakkında ilk yorumu siz yapın!