Yüzyıllık gelenek atölyede devam ediyor:
Tezhip, Osmanlı'dan günümüze uzanan, altının ince zarafetiyle kağıt ve objeleri süsleyen geleneksel bir Türk sanatıdır. İnce çizgiler, sabır ve ustalık gerektiren motifler uzun emekler sonucu ortaya çıkar; bugün Ankara'da bu geleneği sürdürenlerden biri de Asuman Kayadır. Yaklaşık 15 yıldır bu sanatla ilgilenen Kaya, eserlerini Altındağ Belediyesi Sanat Sokağı'ndaki atölyesinde hem üretiyor hem de yeni kuşaklara aktarıyor.
Ustalık yolculuğu ve atölye hayatı:
Kaya, mesleği öğrenme sürecini 7-8 yıllık bir öğrencilik dönemiyle özetliyor; eğitimini tamamlayıp icazet aldıktan sonra Altındağ Belediyesi'nce tahsis edilen atölyeye yerleşmiş. Kendi ifadesiyle 'Sokaktan ayrılamadım, hala burada devam ediyorum'. Bu cümle, hem atölyeye bağlılığını hem de sanatın günlük yaşamdaki ritmini vurguluyor. Tezhipte yazı ve süslemenin ayrı disiplinler olduğunu belirten Kaya, 'Tezhip bir saray süslemesidir' diyerek sanatın tarihsel ağırlığını hatırlatıyor.
İşin tekniği, süreleri ve sabrı:
Tezhip çalışmalarının tamamlanma süreleri kompozisyona göre büyük değişkenlik gösterir; Kaya'nın verdiği örnekler arasında 'On beş günde de, bir ayda da, bir yılda da çıkartabilirsiniz' gibi süreler bulunuyor. Üretim sürecinin en somut zorluğu ise çalışma rutini: 'Bir kere oturduğunda en az 3 saat oturman gerekiyor.' Bu süre, elin ısınması, fırça kontrolünün sağlanması ve hassas çizgilerin eşgüdüm içinde ortaya çıkması için gerekli. Ustalık, yalnızca teknik değil, aynı zamanda ritim ve sabır işi; her eser, anlatılacak bir hikâye taşır ve hikâyeleştirme olmadan kompozisyon tamamlanmaz.
Malzeme bilgisi de önem taşıyor: Altın bazen doğrudan ezilerek elde ediliyor, bazen hazır formda kullanılıyor. Kaya, çalışmanın çok işlemli ve detaylı bir üretim olduğunu vurguluyor; her bir motifin arkasında büyük emek ve ince işçilik var.
Duygu, öğreticilik ve özel parçalar:
Kaya için tezhip sadece zanaat değil, aynı zamanda gönül işi. Genç öğrencilerin ilk bakışta işin zorluğunu hissettiğini, ancak sevgiyle devam edildiğinde işin bırakılmak istenmediğini anlatıyor. Öğretmen kimliğine de vurgu yapan sanatçı, artık bir hoca sıfatı kazandığını ve bilgiyi aktarmaya çalıştığını söylüyor. Kişisel bir not olarak, bazı çalışmalarının duygusal yük taşıdığını belirtiyor: 'Kağıdın üstünde gözyaşım da var.' Özellikle 'kırık lale' olarak bilinen ve bazen 'zeytin lalesi' diye anılan motiflerden birkaçını evinde sakladığını da paylaşıyor.
Sonuç olarak, tezhipin yaşatılması uzun soluklu bir çaba; altının parlaklığı ve ince motiflerin bir araya geldiği bu sanat, sabır, ustalık ve gönül bağlılığıyla yeni kuşaklara aktarılmaya devam ediyor. Asuman Kaya gibi atölyeler, bu geleneğin güncel sahnede kalmasını sağlayan merkezler olmayı sürdürüyor.

SANATÇI ASUMAN KAYA
Henüz yorum yapılmamış
Bu içerik hakkında ilk yorumu siz yapın!