söyleşinin amacı ve katılımcılar:
İzmir'de Acıbadem Kent Hastanesi tarafından meme kanseri farkındalık ayı kapsamında düzenlenen 'kendiniz için fark edin, sevdikleriniz için hatırlatın' başlıklı söyleşi, toplumsal bilinci güçlendirmeyi hedefledi. Gazeteci Ayşe Arman'ın moderatörlüğünde gerçekleşen toplantıda Acıbadem Kent Hastanesi Medikal Onkoloji Uzmanı ve Türk Tıbbi Onkoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Bülent Karabulut, Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Kemal Atahan, Radyoloji Uzmanı Prof. Dr. Merve Gürsoy Bulut ile Pİ Kadın Kanserleri Derneği Başkan Yardımcısı Feyza Öztürk konuşmacı olarak yer aldı.
tarama ve erken tanının önemi:
Radyoloji Uzmanı Prof. Dr. Merve Gürsoy Bulut, meme kanserinin kadınlarda en sık görülen kanser olduğunu belirterek topluma bu hayati bilinci kazandırmanın temel amaçlardan biri olduğunu aktardı. Bilimsel veriler ışığında, her sekiz kadından birinde meme kanserine rastlandığını ve tanıda mamografi, meme ultrasonu ile meme MR'ının tamamlayıcı rol oynadığını ifade etti.
Uzmanlar, ortalama risk grubundaki kadınların 40 yaşından itibaren yılda bir kez mamografi taraması yaptırmasını öneriyor. Prof. Dr. Bulut'un aktardığına göre mamografi ile erken evrede yapılan tanılar, meme kanserine bağlı ölümlerde %30 ila %40 arasında azalma sağlayabiliyor. Ailede meme kanseri öyküsü veya genetik testlerin pozitif çıkması gibi faktörler yüksek risk grubunu oluşturuyor; bu durumda taramalara daha erken yaşlarda başlanıyor ve ek görüntüleme yöntemleri devreye giriyor.
Prof. Dr. Bülent Karabulut, meme kanserinin dünya çapında yılda yaklaşık 2 milyon vaka ile en sık görülen kanser türü olduğunu, Türkiye'de ise yıllık vaka sayısının yaklaşık 25 bin olduğunu hatırlattı. Karabulut, meme kanserinin farklı alt tipleri olduğunu, tarihsel olarak da kanser tanımlarında önemli bir yere sahip bulunduğunu ve günümüzde hangi evrede yakalanırsa yakalansın çok başarılı şekilde tedavi edilebildiğini vurguladı.
hasta deneyimleri ve tedavi süreci:
Söyleşide tedavi süreçlerini paylaşan hastalar, erken teşhisin önemine dikkat çekti. Onkoloji hastası Fatma Eyüboğlu Bozkurt, geçen yıl Temmuz ayında teşhis aldığını, 19 Ağustos'ta ilk kemoterapiye başlayıp toplam 16 kür kemoterapi uygulandığını anlattı. Kemoterapi sonrasında tümörün küçülerek ameliyat edilebilir hale geldiğini, ameliyat sonrası 30 gün radyoterapi gördüğünü ve şu anda akıllı ilaç tedavisinin devam ettiğini belirtti. Fatma Hanım, biraz gecikmiş olduğunu söyleyerek en ufak bir şüphenin bile geciktirilmeden hekime taşınması gerektiğini vurguladı.
Bir diğer hasta Göknil Pınar ise 2022'den beri takip edilen kistler sonrası kısa sürede kanser tanısı aldığını, ameliyatını hemen olduğunu ve operasyonunun üzerinden iki ay geçtiğini aktardı. Tedavisinin ikinci bölümüne başlayacağı döneme hazır olduğunu ifade eden Pınar, mamografinin çok özel ve değerli bir tanı aracı olduğunu, yıllık kontrollerin önemini vurguladı.
Söyleşide öne çıkan ana mesajlar; toplumsal farkındalığın artırılması, kişiye özel tarama programlarının oluşturulması ve erken tanının yaşam şansını artırdığı yönündeydi. Etkinlikte kullanılan 'seven fark eder' yaklaşımı, hem bireysel düzenli kontrolleri hem de sevdiklerini hatırlatmayı teşvik eden bir çağrı niteliğindeydi.
Uzmanlar, kendi risk durumunu öğrenmek ve en uygun tarama takvimine yönlendirilmek için meme radyoloğuna veya ilgili uzman hekimlere başvurulmasını önerdi. En küçük şüphede gecikmeden muayene olunması; ele gelen kitle beklenmemesi gerektiği, birçok vakada ele gelen kitle olmaksızın da kanser saptanabildiği tekrarlandı.

'Seven fark eder' vurgusuyla, meme kanserinde erken tanıya dikkat çekildi
Henüz yorum yapılmamış
Bu içerik hakkında ilk yorumu siz yapın!